1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Yürüme fikri Demirtaş’ın mı?
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yürüme fikri Demirtaş’ın mı?

A+A-


Başlığa bakıp fazla hayalci olduğumuzu ya da komplo teorisi türetme konusunda uzman olduğumuzu düşünenler olabilir. Ancak temelsiz cümle kurmamak konusunda olayların öncesi ve sonrasını hesaba katarak yol almışlığımız bu konudaki rahatlığımızın kaynağıdır. Bu yürüme meselesi tarih boyunca farklı hedefler için kullanılagelmiştir. Son olarak Türkiye’nin ve nihayetinde onların tam da istediği gibi dünyanın gündeminde olan sözde “adalet” yürüyüşü başlangıç nedeni, ilerleyişi ve hedefleri açısından çok fazla soru işaretini de beraberinde sürüklemektedir.


“Konu neden gelip HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’a dayandı?” sorusu kadar konunun kendisi de dikkate değerdir. Yürüme fikrinin Demirtaş’tan çıkmış olması ihtimalini pek çok nedene dayandırabiliriz. Bir kere, PKK’nın siyasi uzantısı oldukları gerçeğini kendileri dahil kimse inkar etmiyor. Terörle mücadele süreci boyunca bu partiye mensup milletvekillerinin ve eş genel başkanlarının, belediye başkanlarının, teşkilat mensuplarının çatışmalar sırasında teröristlere canlı kalkan olmak üzere dağlara yürüdüklerini, yolları keserek milleti canından bezdiren hainlerle kucaklaştıklarını sayısız kez gözlemlemişizdir.


Bakın meseleyi fazla uzatmadan bir iki anekdot aktarayım;


Geçtiğimiz hafta Akşam gazetesinde Yelda Gökdağ imzalı, Tuncay Özkan özneli, “Özkan HDP için Gün Sayıyor” başlıklı bir haber yayınlandı. Nasıl olduysa gündemin alt sıralarında, Tuncay Özkan’ın cılız sayılabilecek “bozuk ağızlı” tepkisiyle, Melih Gökçek’in tweet malzemesi olmaktan öteye gitmeyerek bir anda gözlerden kaybolup gitti. Hâlbuki asıl özne Selahattin Demirtaş olurca bu iddianın farklı boyutları ile ele alınarak araştırılması gerekiyordu. Bu benim kanaatim.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, MİT tırları ihanetinde tutuklanan milletvekilini, terör örgütleri ile iltisaklı oldukları iddiası ile tutuklanan bazı gazetecileri, akademisyenleri, sanatçıları bahane ederek başlattığı sözde “Adalet” yürüyüşünden önce bazı CHP milletvekilleri Edirne F Tipi Cezaevine yürümüşlerdi.

Önce Sezgin Tanrıkulu yürüdü Edirne’ye…

Ardından Fikri Sağlar beraberindeki bir grup CHP milletvekili (
Eren Erdem, Orhan Sarıbal ve Ali Şeker) ile…


Ardından Tuncay Özkan yürüdüğünde tarihler 30 Nisan 2017’yi gösteriyordu. Özkan’ın Demirtaş ziyaretinin ardından sosyal medya hesabı üzeninden paylaştığı mesaj ise, bugün “adalet yürüyüşü” adı altında başlatılan, FETÖ sözcülerinin destek mesajları ile karşıladığı, Kandil’in gerekli gördüğü, HDP’nin omuz verdiği, DHKP-C’nin marş ve sloganları ile süslenen eylemin şifreleri vardı.

Tuncay Özkan’a göre Demirtaş’ın
“müthiş düşünceleri” vardı; “adalet, özgürlük ve barış” için…

 

Gazetelerin ve internet sitelerinin bu mesajları Tuncay Özkan’ın HDP ile dirsek temasında olduğu, hatta 2019 sürecinde Sırrı Süreyya Önder’in yerine düşünüldüğü yönündeki iddialarla haberleştirmesi normal. Ancak ısıl ıskalanan şey, Demirtaş’ın en başta “adalet için” müthiş düşüncelerinin olması…

Bu mantıkla baktığımızda – ki kesinlikle doğru bir mantık - Demirtaş’ın Tuncay Özkan’a göre “müthiş” düşünceleri CHP eliyle hayata geçirilmiş oluyor.

CHP yürüyüşü bugüne kadar yerleşim yerlerinden uzakta devam ediyordu, artık kent merkezlerinden geçerek ilerliyorlar. Hükümet, güvenlik önlemleri noktasında üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun da provokasyonlar konusundaki uyarıları zaman zaman gündeme geliyor. Ancak yürüyüşün başından beri, destek veren kesimlere bakıldığında, işin içine hile hurdanın bile karıştığı düşünüldüğünde bundan sonraki günler için çok daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerekiyor.

 

Demirtaş’ın “müthiş” fikirlerinin, çağrılarının onlarca insanımızın canına mal olmuşluğu çok uzak tarihlere dayanmıyor. Ayn el-Arab (Kobani) meselesinde Selo, bugün yürüyüş çağrısı yaptığı gibi sokak çağrısı yapmıştı. Sonrasını hepimiz iyi biliyoruz. Son günlerin gergin gündemi, Suriyeliler konusunda oluşturulmak istenen kaotik ortam, Yunanistan ile ilgili gelişmeler, “onur yürüyüşü” adı altında tertiplenmek istenen milletin değerlerine savaş açmış sapkın organizasyonlar CHP yürüyüşünün son günlerini daha bir popüler kılıyor. Türkiye’nin karışmasını dört gözle bekleyen tüm kesimler, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüne kendince malzeme biriktiriyor. Bunları görmek için çok akıllı olmaya gerek yok aslında.

“Adalet” diye yırtınarak Kılıçdaroğlu’nun koluna girenlerin Kandil versiyonu, asker/polis/öğretmen/siyasetçi şehit ediyor, şantiye basıp işçileri katlediyor, ABD’nin desteği ile sınırlarımıza silah ve mühimmat yığıyor… Görüyoruz ki, bütün hazırlıklar bir sonraki büyük hamle için.

1980 öncesi Kurtarılmış bölgeleri vardı bu ülkenin. Amaç devletin dikkatini parçalamaktı, başka noktalar için güvenlik zafiyeti oluşturmaktı. Kısacası ülkeyi bir işgale hazırlamaktı meselenin özü. Bugün yapılmak istenenin çok farklı olduğunu düşünmüyorum kimse kusura bakmasın. Dışarıda, özelikle G20 zirvesi öncesi Almanya’nın Türkiye ve Erdoğan karşıtlığında zirve yapması, alınan skandal kararlar ve yapılan tuhaf açıklamalar, Katar meselesinde Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren talepler, ABD/YPG ittifakının sınırlarımızda (Afrin) oluşturduğu tehlike ve içeride de bu yaşadıklarımız…

 

“Adalet”, “barış”, “özgürlük” diye boş uğraşların peşinde koşanların “birlik”, “beraberlik” ve “kardeşlik” için mücadele vermesi gereken bir dönemdeyiz. Birileri kendi ayağına kurşun sıktığını artık farketmeli…

 

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.