Nadir YILDIRIM

Nadir YILDIRIM

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Tuval

A+A-

Düşünün ki önümüzde dünya büyüklüğünde boş bir tuval var. Gökkuşağının bütün renkleriyle boyalar, her tür kıvrımda mahir fırçalar.

Kendi resmini böyle çizer insanlık. Hayatını işler, saat saat, gün gün. Her karesinde bir ömrünün akışını resmeder tuvaline. İnce ince nakış nakış dokur. Sergiye çıkacak bir ressamın heyecanıyla.

Tuvalin bir yanın sevgisini diğer yanına hüznünü çizer. Öbür yanına korkularını, kaygılarını resmeder. Ailesini, çocuklarını, arkadaşlarını, işini, kazançlarını, kayıplarını, idealleri için yaptığı her tür eylemi kazır, boyaların her renginden çeşniler yaparak. Aşık aşkını, alim ilmini, derviş zikrini çizer. Kimi savaşlarını, kimi katilin, kimi ihanetini, kimi sadakatini, ki de şehadetini çizer yavaş yavaş.

Nefes nefes, adım adım her anını yansıtır o büyük tuvale. Attığı her fırçada kendi kaderini çizer yeniden, tek farkla ki, bu muhteşem tabloda, insanın hayali yoktur. Yaşadıkları ve yaşattıklarının çizgileri vardır. Kimi mavi, kimi yeşil.. Kimi kırmızı kimi siyah, kimi beyazdan…

Önündeki rol model kendisiyle beraber diğer ressamlar. Bazen onlara öykünerek, bazen kendi yeni figürler oluşturarak renkten renge fırçalar tuvali.

Bu tuvalde herkes sanatkârdır. Aliminden cahiline, fakirinden zenginine, kadınından erkeğine, çocuğundan gencine, yaşlısından düşkününe. Bu tuvalde boyası olmayan yoktur. İşçisinden memuruna, patronundan amirine.. Bu tuvale renk vermeyen saat, gün, ömür yoktur.

Sonra tuvalini omuzlayarak sırtına yürür gider sanatçı pazarına. Her fırçanın bir bedeli her boyanın bir değeri vardır bu pazarda, yapıp ettiklerinin, çizip çizdiklerinin.

Sonra şöyle bir geriye bakar yapıp ettiklerine eserinde. Bir aldığı bedele bakar bir yaptığı esere. Kimi zaman keşke, kimi zaman ah vah, kimi zaman şükürler kalır geriye, son pazarın semalarında, sedalar.

Dünya tuvaline attığı her fırçanın, rengin bedeliyle ebediyyen baş başa kalır. Bütün ömür çizdiği eseriyle. Elde ettiği bedeliyle.

Bir Ananın İki Oğlu şiirinin şairi, Merhum Bahtiyar Vahzap Zâde’nin “Allah” şiiri ile yazımızı hem şairi, hem şiirindeki anlamı idrak ederek bitirelim. Mekanı Cennet olsun.

İdrakte yol açmış geceden gündüze Allah.
Güldürmesen öz gönlünü, gülmez yüze Allah.
Dünyaya şafaklar gibi Tanrım sepelenmiş,
Kalbin gözü yanmazsa, görünmez göze Allah.

Allah! Biliriz cisim değil, ya nedir Allah?
En yüksek olan hakta, hakikattedir Allah.
Dondunsa Tekâmül ve güzellikler önünde,
Derket, bu taaccübde, bu hayrettedir Allah.

Bildik, biliriz, gizlidir insandaki kudret,
Herkes onu fehmetmese, acizdir o, elbet.
İnsanın ezel borcudur insanlığa hürmet,
İnsanlığa hürmette, liyakattedir Allah.

Gerçek de şu ki: Gizlidir her zerrede vahdet.
Bir zerre iken külle kavuşmak ulu niyet.
Gördüklerimiz zahiridir, batna nüfuz et.
Batındaki, cevherdeki fıtrattadır Allah.

Fıtrat da yatar sözde, sözün öz yükü fikrim,
Seçmiş, seçecek daima tüyden tüyü fikrim.
Ben bir ağacım, yaprağı sözler, kökü fikrim,
Sözlerde değil, sözdeki hikmettedir Allah.

İnsan! Tepeden-tırnağa, sen arzu, dileksin.
Nefsinde doyumsuz, fakat aşkında meleksin
Zulmün yüzüne hak denilen silleni çeksen,
Sillende mühürlenmiş o gayrettedir Allah.

Cahil İner alçaklığa, öz kalbine inmez,
Vicdandan eğer dönse de, hayrından o dönmez.
Zulmette, cehalette, adavette görünmez,
İlgarda, sadakatte, muhabbettedir Allah.

Bahtiyar Vahapzade

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.