1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Türkiye’deki bazı mevzulara ABD ve İngiltere’nin ilgisi
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’deki bazı mevzulara ABD ve İngiltere’nin ilgisi

A+A-

Cumhuriyet gazetesi davası, MİT Tırları Davası, FETÖ darbe girişimi sonrası 15 Temmuz davaları, PKK ve DHKP-C'ye yönelik operasyonlar… 

Türkiye’nin darbe dönemleri ve terörle mücadelesini değerlendirirken, sadece sosyolojik açıdan ya da siyasal açıdan yapılacak analizler istenen sonucu vermez. En azından sağlıklı sonuçlara ulaşılamaz. Bu neden önemli? “Darbe” ya da “Darbe mekaniği” kavramlarını yanlış adreslerin tartışması, 15 Temmuz sonrasında bunları hayatımızdan çıkardığımız, zihin dünyamızdan da kazımamız gerektiği anlamına gelmez. Tarihimiz, içeriden ya da dışarıdan, yada her ikisinin işbirliği sonucu yıkılmış devletlerle doluysa ve tarih tekerrürden ibaretse bazı kavramlarla yaşamamız gerektiği gerçeğini gözardı edemeyiz.

Evet “darbe” kavramından bahsediyorum. Bizim gibi 10 yılda bir bu kavramın neden olduğu kasırgalara maruz kalan bir ülke için asla unutulmaması gereken, hafızalarda canlı tutulması gereken bir kavram… 

Konumuz bu değil elbette; bizim asıl görmemiz gereken ve unutmamamız gereken başka bir alan daha var. “Darbe” ve “darbe mekaniği” ile bağlantısı nedeniyle bunu önemsiyorum. O da, uluslararası bazı odakların ülkemizdeki kriz süreçlerindeki rolüdür. Türkiye’yi darbelere, muhtıralara, darbe girişimlerine sürükleyen süreçleri bu odaklardan bağımsız olarak düşünmek safların ya da bu odaklara hizmet eden kesimlerin tercihidir. 

Bugün basının gündemine düşen ilginç bir örnek vereyim; “Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Direktörü Pompeo, Washington’ın Venezuela’daki seçilmiş Maduro yönetimini devirmeye çalıştığını resmi olarak ilk kez kabul etti.”

Haber bu. Hepimize ne kadar tanıdık geliyor değil mi! Mesela 12 Eylül ve Damdaki Kemancı dediğimde kaç kişinin aklına darbe ve sanat gelir. 

İşte son dönemin pis kokularla süslü meselelerinde, darbe ve işgal girişimlerinde ve özellikle bunlarla bağlantılı davalarda/meselelerde biraz Amerika, biraz İngiliz parmağı aramamıza neden olacak nitelikte bir itiraftır bu. İngilizler konuyu basın üzerinden verdikleri mesajlarla, Amerikalılar ise doğrudan sözcüleri vasıtasıyla, Türkiye’deki gelişmelerden duydukları kaygıları dile getiriyor, kimi zaman işi daha da ileri götürerek talimat verme cüretinde bulunuyor. 

MİT Tırları ihaneti, FETÖ darbe ve işgal girişimi, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonlar, DHKP-C’ye yönelik operasyonlar ne hikmetse bu odaklara dokunuyor. Kiminde basın özgürlüğünü bahane ediyorlar, kiminde “muhataplarımız” ifadelerini kullanarak bağlantılarını ifşa ediyorlar, kiminde de içinde “derhal” kelimesi geçen talimatvari ifadelerle Türkiye’ye gözdağı veriyorlar. 

Hepsinden öte Büyükada’da gerçekleştirilen ihanet toplantısına yapılan baskın ve toplantıya katılan ajanların kıskıvrak yakalanması, sadece ABD ve İngiltere’yi değil, neredeyse Bütün Avrupa’yı titretmeye yetti. Hem içişlerimize karışma noktasında mahirler hem de kirli çamaşırları ortaya dökülmesin diye feryat etmekten, Türkiye’ye yönelik tehditler savurmaktan geri durmuyorlar. Bütün bu gelişmeler milletimizin gerçekleri görmesi açısından elbette ki hayırlıdır. ABD ve İngiltere başta olmak üzere sözde medeni “vahşi” batı, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını, gündemi belirlenen değil gündem belirleyen, kaderi ile oynanan değil kendi istikametini çizen bir ülke olduğunu görüyorlar. Bütün çırpınışları bunun önüne geçebilmek. Ama ne yapsalar boş…

*** 

Son günlerde 28 Şubat döneminde görmeye alışık olduğumuz tehlikeli kurguların sahnelendiğine şahitlik ediyoruz. Bir yerden düğmeye basılmış gibi birileri Atatürk büstüne saldırıyor, birileri kadınların kılık kıyafeti üzerinden kriz üretiyor, birileri doğrudan hedef gösteriyor. Tipik bir 28 Şubat senaryosu izliyoruz. Oyuncular farklı ama kurgu aynı, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Batı bir yandan, içimizdeki batı kuklaları da bir yandan çırpınıyor. “Demokrasi” kılıklı nöbetler, “adalet” kılıflı yürüyüşler, kurultaylar, ihanet kokan manşetler, terörist üreten sosyal medya platformları. Hepsini görüyor ve biliyoruz. Milletimiz bu oyunları çok gördü… Bu kirli oyunları sergileyenler de suratlarına tükürülecek günü beklesin. Yakındır… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.