1. YAZARLAR

  2. Ahmet Sandal

  3. Toplum Huzuru ve Meslek Ahlakı
Ahmet Sandal

Ahmet Sandal

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplum Huzuru ve Meslek Ahlakı

A+A-

Bir toplumda genel bir huzursuzluk varsa, bunun nedenleri de vardır. Toplumdaki huzursuzlukların nedenleri bağlamında manevi, ahlaki, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve küresel nedenler ilk anda akla gelir. Bu nedenler içerisinde en önemli gördüğüm manevi ve ahlaki sebeplerdir. Bir toplumdaki manevi ve ahlaki çöküntü, iman zayıflığı ile inanç boşluğu en büyük huzursuzluk nedenidir. Manevi ve ahlaki çöküntü bir toplumda huzursuzluğa neden olur ve o huzursuzluk o toplum için büyük bir felaket ve yıkım olur. Maalesef, bu Toplumda da manevi çöküntü, iman zaafiyeti ve inanç boşluğu tesirini dalga dalga her yerde gösteriyor.

Bu yazıda dikkat çekeceğim, “toplumda meslek ahlakının umursanmaması ve meslek ahlakının dikkate alınmaması da esasında manevi ve imani meselelerden kaynaklanır.” Allah’ını bilen ve imanı kamil bir insan esasında meslek ahlakına da sahip birisidir. “Benim imanım iyidir, Allah’ı da bilirim” diyen birisi, meslek ahlakına sahip değilse, “bir yerde yalan söylüyordur.” Ya meslek ahlakına sahip değildir, ya da imanın gereğini yapmıyordur.

Evet, net olarak belirtiyorum: “Toplumdaki huzursuzlukların bir büyük nedeni toplumda meslek ahlakının önemsenmemesinden kaynaklanır.”

Kişi yaptığı işi sevmiyorsa ve sırf para için yapıyorsa, “o kişi ahlaksız bir kişidir.” Kişi mesleğini öncelikle sevecek. Bir söz vardır: “Ya sevdiğini bulacaksın, ya da bulduğunu seveceksin”. Mutlu olmanın başka bir yolu yoktur. Bu söz genelde evliliklerde karı-koca huzuru için söylenir. Ancak, bu sözü genişleterek yazı konumuza teşmil edecek olursak, şunu net olarak ifade etmeliyiz: “Ya sevdiğin mesleği bulacaksın. Ya da bulduğun mesleği seveceksin.” Bu iki seçenekten başka üçüncü bir seçenek yoktur.

Ancak, gel gör ki, toplumda manzara genel olarak böyle değil. İnsanların birçoğu sevmediği işi yapıyor ve işini sevmediği için de ne meslek ahlakını, ne de vatandaşların hakkını ve hukukunu tanıyor. Bir Bankaya gidiyorsunuz. “Gişe memurlarının yüzünden düşen bin parça.” Yani hepsi de gergin gergin bakıyor. Bir hastaneye ya da sağlık polikliniğine gidiyorsunuz. “Banko görevlilerinin yüzü turşu satıyor.” Yani hepsi de uyuşuk uyuşuk bakıyor. Bir başka kamu kurumuna ya da özel sektör kurumuna gidiyorsunuz, “sizle ilgilenmesi gereken görevliler ruhsuz ve duygusuz bir şekilde karşınızda duruyor.” Bir kurumun kapısından içeriye giriyorsunuz, danışmada ya da güvenlikte duran görevliler “selamınız almıyor”, siz “günaydın” diyorsunuz, adam “boş boş bakıyor”. Bunların hepsi meslek ahlakının olmadığının birer göstergesidir.

Tabi, yukarıda belirttiğim sorunlar için, bazıları şunu ifade edebilir: “Görevliler ya da memurlar ne yapsın, maaşları ve ücretleri az. Asgari ücretle çalışan adamdan ne beklersin”, diyebilir. İşte bu olmadı şimdi. Meslek ahlakına sahip bir insan, işini her şart ve fırsatta iyi yapmak ve hakkını vermek zorundadır. Mesleğinin hakkını vermeyen ve gereği gibi yerine getirmeyen insan ahlaksızdır.

Geçen gün bir Belediye Başkanı ile sohbet ediyoruz: “Bu topluma doktor lazım olduğu kadar, çöpçü de lazımdır. Ve her ikisi de bu toplum için aynı derecede gereklidir. Her iki meslek de bu toplumda aynı derecede saygındır. Gel gör ki, çöpçülerimiz bunun farkındalar mı? Ya da doktorlar çöpçülerin de kendileri kadar bu toplum için bir ihtiyaç olduğunun farkında mı?”

Şu sözü çok severim: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyor desin.” (Martin Luther King)

Evet, olay bu kadar net ve açık. Herkes işini bu anlayışla yapmalı ve meslek ahlakının en büyük ölçüsü, herkesin işini “liyakat, yetkinlik, sadakat, adalet ve doğruluk içerisinde” yerine getirmesidir.

Bir toplumda meslek ahlakı yoksa, o toplumda huzur da yoktur.

Geçen gün haberlere yansıdı, “3 yaşındaki bir çocuk, kreş servisinde unutuluyor ve çocuk o serviste ölü bulunuyor.” Bu nasıl bir vurdumduymazlıktır, bu nasıl bir ahlaksızlıktır, bu nasıl bir ilgisizliktir, bu nasıl bir ciddiyetsizliktir. Bu olayla ilgili olarak insan söyleyecek söz bulamıyor. Bu olayda kreş hocaları, servis şoförü, kreş yönetimi, daha ne kadar ilgili varsa hepsi sorumludur ve bu kişiler o yaptıkları işle ilgili olarak gerekli meslek ahlakına sahip değillerdir. Meslek ahlakı, “o çocuk kreşte o anda yoksa, nerede olduğunu araştırmayı ve ciddi bir şekilde ilgilenmeyi gerektirir.”

Maalesef, çoğu kimsenin derdi para ve pul olmuş. Çoğu kimse işini gereği gibi yapmıyor. Çoğu kimse meslek ahlakını umursamıyor dahi.

Bu yazıda toplumdaki huzursuzluklar ile meslek ahlakının aşınması arasında doğrudan bir ilgi kurduk ve bunun bir sebeb-sonuç ilişkisi içerisinde ciddi bir mesele olduğunu vurguladık. Peki, toplumda meslek ahlakı tekrar nasıl kazandırılır? Bu sorunun cevabını bir başka yazıda anlatacağım. Şimdilik şunu belirteyim: “Ailede değerlerimize (adalet, doğruluk, dürüstlük, ehliyet, yeterlilik, güler yüzlülük, saygı, sevgi, hoşgörü, sadakat vb gibi değerlerimize) yönelik gerekli terbiyeyi alan bir çocuk, okulda aynı doğrultuda yetiştirilirse ve toplumda genel olarak bu değerlere sözde değil özde önem verirse, o toplumda meslek ahlakı gelişir ve herkes de bu ahlaka riayet eder.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.