1. YAZARLAR

  2. Mustafa HANÇERKIRAN

  3. Referanduma Giderken… Mesele Budur!
Mustafa HANÇERKIRAN

Mustafa HANÇERKIRAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Giderken… Mesele Budur!

A+A-

Biliyorsunuz... Önümüzde kritik bir referandum süreci var. 16 Nisan’da Türkiye’nin kaderi oylanacak. Ve bu oylamada bir kez daha kararı sizler vereceksiniz. 

16 Nisan’da verilecek kararda:

Türkiye; zincirlerine bağlı yaşayan, istikrarı sürekli kesintiye uğrayan, devletin en tepesindeki kavgalar ve çekişmelerden, kalkınmasına harcayacak enerji bulamayan bir ülke mi? 

Yoksa yarınlara çok daha güçlü bakabilecek, istikrarlı, müreffeh bir ülke mi olsun?

Türkiye askeri darbelerle demokrasisi sürekli duraklatılan bir ülke mi? 
Yoksa kaynağını milletten alan egemen bir ülke mi olsun?

Evet… 16 Nisan’da geleceğimizi oylayacağız. Ve milletimizin şaşmaz feraseti ile biliyorum ki tercih daha güçlü bir Türkiye için EVET olacak. 

Önümüzde kritik bir referandum süreci var. 16 Nisan’da Türkiye’nin kaderi oylanacak. Ve bu oylamada bir kez daha kararı millet iradesi verecek. 

HAYIR DİYORLAR... ÇÜNKÜ...

Bir yanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım öncülüğünde milli birliği ve milletin egemenlik meşruiyetini sağlamlaştıracak bir yapı kurulmaya çalışılıyor diğer yanda buna hayır deniyor. Diyorlar ki; “milli egemenlik sağlam olmasın ki belki milletin iradesinin dışında güçler el verir de biz iktidara geliriz.” 

O birileri hayır diyor çünkü hayır cephesinin bir bölümü için milli birlik korkulu bir rüya. O rüyayı görmek dahi istemiyorlar. 
O yüzden seçime birkaç gün kala onlara daha yakından bakmalı ve hayır diyenleri iyi tanımalıyız. CHP’nin milli irade güvensizliğini, PKK’nın milli birlik korkularını, FETÖ’nün güçlü Türkiye kaygılarının ne demek olduğunu iyi bilmeliyiz.

İşte hepsi geliyor ve “hayır”da birleşiyor. Neden? Çünkü “evet”in ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlar. 

GÜNEŞ MOTEL’İ UNUTMADIK!

Koalisyon dönemlerinin Türkiye’yi nasıl geriye götürdüğünü hepimiz biliyoruz. Koalisyonların nasıl kirli pazarlıklarla kurulup dağıldığını da. Güneş Motel olayı tarihin utanç sayfaları arasında yerini alırken bu utanç aynı zamanda parlamenter sistemin  nasıl bir zafiyet alanı olduğunun da ibretlik göstergesidir. Yine Refahyol hükümetinin hangi baskılarla bitirildiği de sır değil. Örnekleri sayısız artırabiliriz. Ama hepsi bir kapıya çıkar: Bu sistemde maalesef milletin verdiği hakkı ya baskı grupları ya da çıkar çevreleri kapı ardındaki pazarlıklarla gasp edebilmektedir. İşte biz, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile milletin verdiği hakkı ancak milletin alabileceği, kimsenin otellerde motellerde ya da kışlalarda milli irade gaspı yapma imkanlarının kalmayacağı bir sistem getiriyoruz. 

Tüm darbeler milli egemenliği, millet iradesini çalmış veya çalmak için yapılmıştır. 

Bakın Türkiye’de ki darbeler tarihine genelde milli iradenin zayıf düştüğü, istikrarın olmadığı dönemlerde yapılmışlardır.

Darbeler tarihine baktığımızda darbelerin daha çok koalisyon hükümetleri döneminde yapıldığını açıkça görürüz. İşte parlamenter sistem diye kutsadıkları, devam etsin diye yapmadıklarını bırakmadıkları yapının bize armağanı bu.

YAKIN TARİH DİYOR Kİ...

Yakın dönem siyasi tarihimizden sadece bazı krizlerine şöyle bir göz atalım...

27 Mayıs 1960... Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Yönetimi üstlenen Milli Birlik Komitesi, TBMM'yi feshetti, Anayasa ve siyasi faaliyetleri askıya aldı.

17 Eylül 1961... Türk siyasetinde en yüksek oy oranıyla işbaşına gelmiş hükümetin Başbakanı Adnan Menderes idam edildi.

21 Ekim 1961... 15 Ekim seçim sonuçlarından memnun kalmayan “Silahlı Kuvvetler Birliği” yönetime yeniden el koydu.

24 Ekim 1961... Çankaya'da Cemal Gürsel başkanlığında siyasi parti genel başkanları ve kuvvet komutanlarının yaptığı toplantı sonucunda partiler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday göstermeyip Cemal Gürsel'i Cumhurbaşkanı seçtirmek için taahhüt imzaladı.

22 Şubat 1962... Güney Kore'de görevli olduğu için 27 Mayıs darbesine katılamayan Talat Aydemir'in ilk darbe girişimi.

21 Mayıs 1963... Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının ikinci darbe girişimleri...

Ve 12 Eylül 1980 darbesi.

O yere göğe konulamayan parlamenter sistemin bize armağanları bu kadarla sınırlı değil.

28 Şubat post modern darbesi, 27 Mart muhtırası hala hafızalarımızda canlı.

Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu sayesinde atlattığımız ama hala etkilerini yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimi.

EVET İLE OYUNLAR BOZULACAK

Türkiye üzerine oynanan oyunları hepimiz artık çok yakından biliyoruz. Tarihin gördüğü en sinsi şer şebekelerinden biri olan FETÖ’nün kimlerin koluna girerek bu ülkeye kast ettiğine daha çok yakın bir dönemde şahit olduk. Sanıyor musunuz ki FETÖ denen hain örgüt “başaramadık vazgeçelim” desin. Sadece güçsüz bir anımızı kolluyorlar. Koluna girdikleri, kuklası oldukları tüm yerli ve yabancı işbirlikçileri ile tökezlememizi bekliyorlar. 

İşte bugün PKK’sı, FETÖ’sü, CHP’si, HDP’si “hayır”da birleşerek mevcut yapının devam etmesini bu yüzden istiyor. Bunlar hayır cephesi değil aslında, bunlar bir şer cephesi. İşte bu hayırcıların koruyuculuğuna soyunan Avrupa bu yüzden kudurmuş gibi her “evet”i boğmaya çalışıyor. Çünkü hepsinin ortak bir hayali var: Güçsüz bir Türkiye. 

Buna izin vermeyeceğiz. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra gördük ki; Güçlü bir Türkiye kurmak boynumuzun borcu. Tökezlemeyecek bir sistem oluşturmak erteleyemeyeceğimiz ödev. Ve o ödevi vatanını milletini seven her fert gibi sandıktaki evet oylarımız ile yerine getireceğiz.

Bir kez daha memlekete tek bir hayrı dokunmamışların her şeye hayır demelerine vereceğimiz evet ile bu millet ile oyun oynanmayacağını göstereceğiz.

Son söz;

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “kesinlikle bu mesele bir Cumhuriyet meselesi değildir, mesele kesinlikle demokrasi meselesi, özgürlük meselesi de değildir. Tartıştığımız sistem Türkiye’nin ve Türk milletinin asırlardır devam eden beka sorununun en doğru çözüm yoludur; mesele budur.
Sağlıcakla ve saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum