1. YAZARLAR

  2. Mahmut DEĞİRMENCİ

  3. Referandum Halleri
Mahmut DEĞİRMENCİ

Mahmut DEĞİRMENCİ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Referandum Halleri

A+A-

Türkiye’de sistem değişikliğini öngören referanduma kısa bir süre kaldı. Gerek geçmiş seçimlerdeki gözlemlediğim siyasi kampanyalarda, gerekse bu seçim arifesine yaklaştığımız dönem içindeki siyasi kampanyadaki söylemleri incelediğimizde bir kutuplaştırma ve ötekileştirme dilinin açıkça propaganda malzemesi yapıldığına şahit olmaktayız. Tabanları konsolide etmek için, siyasilerin kampanya boyunca siyasi bir dil kullanmaları kaçınılmaz ama tabanı konsolide edeyim derken, kutuplaştırma noktasına götürecek çıkışlar yapmanın toplum üzerinde oluşturacağı tahribatı öngörerek daha dikkatli davranılması gerekmektedir. 

Siyasi kampanyalar, Türkiye gibi sosyolojik benzerlik gösterilen ülkelerde benzer şekilde yürüyor. Ülkemiz  15 Temmuz gibi bir ihanet girişimine maruz kaldı, toplum hala bu ağır tahribatın tesirindeyken kampanya döneminde bu şekilde ayrıştırıcı ve ötekileştirişi siyasi dil tercih etmek yerine, oluşan bu tahribatı tamir edecek bir dil ve söylemle vatandaşın karşısına çıkmak gerekliydi. 

Siyasiler toplumun temsil ettikleri kesimleri adına söz söyleme, siyasi tavır alma, politika belirleme, mevcut politikalarla ilgili eleştiri yapma gibi birçok hakka sahiptirler. Bunlar kendileri ve temsil ettikleri partiler için, siyaseten hasatlarını yapacakları bir tercihtir/duruştur. Sorumlu siyasetçi bilincinde olan hiç kimse, toplumu kutuplaştıracak bir üslupla propaganda yapma sorumsuzluğuna sahip değildir.Gönül isterdi ki siyasiler, siyasi sorumluluğun gereği olarak seçmenlerin karar alma sürecinde farklı siyasi tabanları kutuplaştırarak sonuç alabilme stratejisi yerine mevcut sistem değişikliğini teklifinin artı ve eksileriyle anlatmış olmalarını isterdik. Gözlemelerime belirtmem gerekir ki, bugünden geriye baktığımızda aklımızda, tekrarının bile insanları kin ve nefrete sevk edecek siyasi çıkışların hafızamızda yer ettiğidir.  Önemli ölçüde bir seçmen kitlesi maalesef siyasi tercihini muhteviyattan bağımsız, siyasi tabanlarını konsolide etme stratejine dayanan siyasilerin bu üslubu belirleyecektir. 

Sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun, siyasetçiler ve seçmenler "amasız ve fakatsız" milletin teveccüh ettiği karara saygı duymalı ve sonrasındaki dil ve üslubunda milletin tercih ettiği kararı yok sayma veya küçümseme yanlışına düşmemelidir. Aksine tutum ve davranış, toplum içerisindeki uçurumları bugünkünden çok daha fazla derinleştirir. 

Toplumlar aynı sınırlar içinde yaşayan anlamsız yığınlardan ibaret değildir. Aynı duyguları paylaşabilen, asgari müşterekleri olan, birbirine tahammül sınırları esnek olan insanların oluşturduğu yapılardır. Toplum içeresinde asgari müşterekler ne kadar az olursa, toplum ayrışma ve kutuplaşmaya o kadar yatkındır. Sağlıklı bir toplum olabilmemiz için, başta siyasiyeler olmak üzere, toplumun alttan üste her bireyin tahammül etme sınırlarını esnetmesi, siyasi farklılıkları bir ayrışma unsuru olarak değil de, bir renk desen olarak görmesi gerekmektedir. 

Şimdi karar senin ! Anlamsız yığınlardan oluşan ve asgari müşterekleri olmayan, kendi gibi düşünmeyen, yaşamayan herkesin birbirini ötekileştirdiği bir toplumda mı yaşamak istersin ? Yoksa birbirine saygı duyan, farklılıklarını zenginlik olarak gören sağlıklı bir toplumda mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.