1. YAZARLAR

  2. Salih Turgay Işık

  3. Modernleşmeden Çoklu Modernitelere Yeniden Avrupa - Merkezcilik
Salih Turgay Işık

Salih Turgay Işık

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Modernleşmeden Çoklu Modernitelere Yeniden Avrupa - Merkezcilik

A+A-

Sosyolojinin ortaya çıkışı ile birlikte modernite fikri ve sosyolojik tartışma biçimi arasındaki ilişkiyi ele almaya çalışacağım.  
 
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde sosyolojinin profesyonelleşmesi, bir yandan yapısal-işlevci modernleşme teorisinin egemen olduğu, diğer yandan da dünya çapında sömürgeciliğin sona ermesi ve bağımsız hareketlerinin hakim olduğu bir döneme denk gelmiştir. 
 
Kapitalist ve Komünist siyasi sistemler arasında, 3. Dünya’da etkili olma konusunda soğuk savaş yarışı ile bununla ilişkili olarak güçlü bağlantısız hareketinin ortaya çıkması üzerine, sosyologlar Avrupa-K.Amerika dışındaki gelişmelere ayak uydurdukları görülmektedir.  
Sömürgecilik sosyolojik anlayış ve analiz kategoriler üzerinde etki olmazken, sömürgeciliğin sona ermesiyle bağımsızlık hareketleri üzerinde etkili olmuştur.  
 
Daha önceleri kendi tarihlerini sorgularken, yeni dönemde az gelişmiş olarak adlandırılan bölgeleri incelemek ve araştırmayı ön plana çıkarmışlardır. Söz konusu ülkelerinde aynı doğrultuda evrilip evrilemeyeceği açısından ele alınmıştır.  
 
Klasik sosyoloji geleneğinin izinden giden modernleşme teorisinde değişim fikri, geleneksel bir geçmişten, modernleşmiş bir geleceğe doğru doğrusal bir biçimde ilerlemekte olduğumuz yönündeki standart anlayışına dayanır.  
Modernleşme süreçleri, öncelikli olarak her toplumun kendisinden önce gelen toplumdan daha ileri bir konumda olduğu yönündeki tarihsel anlayış bağlamında açıklanmıştır.  
Modern kurumlar ile ekonomi meselelerinde yakınlaşma olduğu yönündeki tartışmalara mukabil, tartışma kültürü ile siyasi örgütlenme meselelerinde ayrışma olduğu öne sürülmüştür.  
 
1960’lı yıllardaki sömürgeciliğin son ermesiyle, 1980’lerin sonu ve 1990 yıllarda Avrupa’da Komünizmin yıkılışı izlenmiştir. Küresel düzende algılanan sismik kayma özellikle de Sovyet egemenliğindeki ekonomik bloğun yıkılması sonrasında, küreselleşme ile bir dünya pazarı yaratıldığının düşünülmesi, modern dünyanın mahiyetine ilişkin sosyolojik tartışmaları yeniden canlandırma ve çoklu modernite adındaki yeni paradigmayı beraberinde getirmiştir.  
 
Modernitenin küresel örneklerine yönelik bir yaklaşın geliştirebilmesi için iki yanılgıdan kaçınılması gerekir. Birincisi, önceki modernleşme teorileri ile ilişkilendirilen, moderitenin tek bir moderiteden ibaret olduğu fikridir. İkinci yanılgı ise Avrupa merkeziyetçiliği yada” Doğu’ya Batı’dan bakmak” “Oryantalizm” kavramını meşrulaştırır” fikrine ilişkindir.  
 
Her ne kadar modernleşme teorisine getirilen mevcut eleştirel yorumlar, önceki yaklaşımları egemen ve yekpare olarak tasvir etmişse de, gelenek ile modernite arasında yapılan ve modernleşme teorisinin büyük oranda temelini oluşturan ayrım, itiraz edilen temel mesele olarak karşımıza çıkar.  
 
Dönemin eleştirmenlerine göre, durgun addedilen geçmiş zamanda toplumlar arasında görülen farkların. Modernleşme meselesi açısından önem arz etmediği, şimdi ki zaman ise dinamik ve heterojen olduğu düşünülmüştür.  
 
Bunun sonucu olarak, geleneksel toplumların özellikleri çarpıtılmakla kalmamış, geleneksel formlar ile yeni kurumlar arasındaki ilişkinin gösterdiği çok katmanlı çeşitlilik de silikleştirilmiştir. 
 
Son yıllarda teorisyenler, modernleşme kavramı yerine çok moderniteler kavramını kullanır olmuşlardır. Bu değişim küresel dünya da ki çağdaş toplumların gösterdiği çeşitliliğe uygulanmasından duyulan rahatsızlığı göstermektedir.  
 
Avrupa’da ortaya çıkan modernitenin kültürel programının merkezinde “Bireyin özerkliği vurgulanmış” geleneksel otorite formlarından kurtulmuş olduğunun altı çizilmiş ve düşünümsellik ve keşif ile insan doğası da dahil olmak üzere tüm doğanın aktif inşası ile hakimiyet altına alınması üzerinde durulmuştur. (Modernitenin Amerika’ya yayılması çoklu modernitenin ilk örneğidir).  
 
Çoklu moderniteler yaklaşımı, öteki kültürlerin iç dinamiklerini hesabı katmanın, Avrupa merkezcilik suçlamasına karşı yeterli bir tedbir olacağı fikrine ve karşılaştırması yöntemde bakışın, Batı’dan Doğu’ya yönelir şekilde olması inancına bağlıdır.  
 
Zımnen, dolaylıca, örtülü, açıktan olmayan, ima yolu ile Dirlik’in öne sürdüğü “Çokluğu” kültürellikle” çoklu moderniteler, fikri kültürel olarak farklı şekillerde modern olmanın mümkün olduğunu savunarak moderniteye karşı meydan okuyanlarını içermeye çalışır.  
 
Ancak çoklu moderniteler teorisi, modernite kavramsallaştırmasının kendisiyle ilgili temel sorunları ele almaz, tanımlanmış genel kategoriler çerçevesine yerleştirmeye devam eder. Bu çerçevede ötekine, tamamen ayrı bir bütünlüğü olan bir geleneğin temsilcisi gözüyle bakılır. Böylece, öteki kalmaya mahkum edilir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.