1. YAZARLAR

  2. Ersin TOKGÖZ

  3. Küfür Diyarının Edepsizleri
Ersin TOKGÖZ

Ersin TOKGÖZ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Küfür Diyarının Edepsizleri

A+A-

Şöyle bir ülke düşünün: Bireylikleri ve dolayısıyla kendiliklerinden ziyade kendilerini dini ya da seküler, kültürel ya da ideolojik yığınla kutsalla ifade eden insanlardan müteşekkil.

Beklenir ki; kutsallarına bu kadar bağlı o insanlar, kutsal kavramına da saygı duysun. Sadece kendi kutsalına değil, bizzat o kavrama, o kavram etrafında oluşan anlama.

Paradoks gibi belki ama kutsala böylesine bağlı bu insanlar, sadece kendi kutsalını kutsarken geri kalan hiçbir şeyi asgari düzeyde bile empati ile karşılamıyor, kendi bireyselliğini kurban edecek kadar bağlı olduğu kavramın aslında kendisi gibiler için ne anlam taşıdığını düşünmüyor.

Karşı tarafı sevmek falan değil mevzu. Hani ister dini literatürden hareketle “Kendin için istemeyeceğin bir şeyi başkası için de isteme” ilkesine göre düşünün, ister işi Kant’a falan götürüp “Davranışının genel bir yasa olmasını isteyeceğin bir ilkeye göre hareket et” diye formüle edilen ahlak anlayışı penceresinden bakın.

Her nereden bakarsanız bakın; fark etmez. Ortalama bir ahlak ya da ortalama bir mantık bize o empatiyi vaaz eder.

Ama konuşan kafalar ya da yazan eller ne zamandır ahlakın da mantığın da ortalamasını vasatın altına sabitlediği için istenenler ya da istenmeyenlerin merkezi epeydir “kendi” oldu ve duyulan genel ses küfür diyarının edepsizlerinin kakofonisinin kulak, beyin ve ruh tırmalayıcı hırıltıları oldu.

İzliyorsunuz; zamanın ruhunu kâra tahvil etmek için ön plana çıkmak isteyen bazı muhterisler işin içine kendi meşreplerini de katınca gündem bir anda onların çirkinlikleri etrafında dönmeye başladı.

Çirkinlik tepki çekti belki ama şaşırtmadı. Can alıcı nokta buydu: Şaşırmıyorduk.

Çünkü biliyoruz ki; yakın zaman önce zamanın ruhu başka bir hikâye anlatırken bugün tepki gösterenler benzer çirkinlikleri sergiliyordu.

Ve yine biliyoruz ki; çirkinliğin aktörleri değişecek, belki mevzular çeşitlenecek ama hep devam edecek, küfredenler küfürlerini entelektüalite olarak dayayacak, bunu yaparken en ufak bir ahlaki kaygı, karşıdakine saygı ya da en azından “O ne düşünür ki?” diye küçücük bir empati göstermeyecek.

Bu sarmal hep karşı tarafı bileyecek, karşı taraf sırasını bekleyecek ve geldi mi, yapıştıracak. Ve ortaya çıkan toplamda bir taraf Yılmaz Özdillerle Bekir Coşkungilleri okuyup onların ahlaklarıyla (!) ahlaklanacak, karşı tarafa Mustafa Armağanlar, Süleyman Yeşilyurtlar yerleşecek.

Onlar kervanlarını yürütürken arada her iki tarafın da kendilerine kutsal saydığı ne varsa meze olacak, asgari bir saygı, hoşgörü, empati ya da iyiye dair ne varsa sadece uzak diyarların bilinmez kavramlarına dönüşecek.

Ve son ürüne bakacağız ki; her türlü ideolojiden öte ortak kıymetimiz olan annelik bile o çirkin ağızlarda çiğnenecek ve salyalar arasında kirletilip atılıverecek.

Sahi, halihazırda zaten o fazdayız değil mi?

Ama umut işte. Gelecek tasavvuru yaparken yanılma payının saklı olması iyimserliği. Her şeye rağmen.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.