1. YAZARLAR

  2. Ersin TOKGÖZ

  3. Kim Daha Şeyci?
Ersin TOKGÖZ

Ersin TOKGÖZ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim Daha Şeyci?

A+A-

Öyle bir şey var, evet.

Konuşan kafalar ya da yazan eller, varlıklarının ispatını epeydir hangi gücün aslında kendilerini himaye ettikleri üzerinden götürüyor.

Bu, size bu günün hikâyesi gibi gelebilir belki.

Değil ama.

Hep böyleydi.

Hep böyleydik.

Bakmayın siz bu hastalığın şimdilerde daha bir görünür olmasına.

Belki doğu toplumu olmanın, belki bireyden ziyade tebaanın yüceltildiği bir kültürel iklimin, belki tüm bunların ve daha fazlasının verdiği güvensizliğin, ezikliğin, ben olamamanın en uçta dışa vurumu bu.

Belkilerin sayıları artırılabilir illa ki ama sonuç değişmez.

“Gölge etme başka ihsan istemem” resti ile “senin gölgende bana da yer ver” yakarışı arasında bir tercih bu aslında.

O iki tercihten hangisini seçtiğiniz sizin ne olduğunuzla ilgili esasında.

Gücü ve/veya güçsüzlüğü ile kendi kıymetini kendiliği ile bilen bir birey mi, başkalarının gücüne muhtaç, varlığı bir başkasının varlığı olmadan sıfırlanan bir gölge mi?

Yazık ki konuşan kafalar ve yazan eller tercihini çoktan yaptı ve şimdi “kim daha şeyci” yarışında birbirini boğazlamanın telaşındalar.

Oysa bilmiyorlar ki; “varlığım varlığına armağan olsun” dedikleri o kişiye bu ‘olmasa da olur’ ya da ‘olmasa daha iyi olur’ varlıkları hiçbir anlam ifade etmiyor.

En ufak bir katma değerleri yok çünkü.

Farkında değiller belki ama kurmaya çalıştıkları paternal ilişki aslında o baba figürü için yok hükmünde.

Hangi baba büyüyememiş, himmete muhtaç, kendi bireyselliğini kuramamış bir çocuk ister ki?

O çocuk babaya olsa olsa yüktür, sızıdır.

Ne yapsın baba?

Kendi himayesine girmek isteyen çocuklarının birbirlerini yeme çabalarını izleyip kendi egosunu mu okşasın yoksa bu değersiz çocukların bünyeye zarar anlamsız varoluşlarına mı yansın?

Tekkeye mürit aramadığını söylese ve aslında oyunun o ikinci tercihi yapanlardan yana olmadığını gösterse de, mürit olmaya yeminliler bu mesajı alamayacak kadar ‘anlam’dan uzaklaşmışlar çoktan.

Baba üzgün.

Yanına doluşmaya çalışan, etrafında bir hale oluşturma derdi ile yanan bu kifayetsizlerin toplamda sıfıra denk olduklarını, hiçbirinin yoldaş olamayacağını biliyor çünkü.

Baba yalnız.

Bunu söylese de anlamıyorlar. Anlayacaklar o kıyıcı yarışın çok uzağında ve çıkmayan seslerinin duyulması zor.

Yalnızlığın sızısını belki bir yerlerde de olsa o birilerinin var olduğunu bilmek azaltır, ki azaltıyordur.

“Yalnızlığımı biliyorum” derken yine de kendisi için değil hep başkaları için çalışıyor olması, etrafına doluşan bu kifayetsizlerin değil, o sesi çıkmayan/sesini çıkarmayanlar için ve onlarla beraber.

Her ne kadar o kifayetsiz gölge müptelaları bu mücadeleyi de kendilerinden bilse ve öyle bildirmeye çalışsa da, gerçekle mesafeleri öz saygıyla mesafeleri kadar açık. Ve kadim kuraldır; gerçek belki kuru gürültü arasında bir süre görünmez olur ama en nihayetinde galebe çalar. Ve gerçeği yalanlarıyla boyayanlar, yok olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum