1. YAZARLAR

  2. Uğur OTO

  3. İstikrar ve Rakamlarla EVET...
Uğur OTO

Uğur OTO

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İstikrar ve Rakamlarla EVET...

A+A-

"Kelamın güzeli, sözü az, delili kuvvetli, manası çok ve dinleyeni usandırmayanıdır." İmam Gazali.

Ben de hafızamı tazeleyip dilim döndüğünce iki kelam edeceğim.

Bizi bugünlere getiren krizleri anlamazsak, “Bu anayasa da nereden çıktı?” diyebiliriz. Zira bazı işgüzarların bu soruyu sorduklarını duyar gibiyiz. Aslında tam da öyle değil. Mevcut anayasa ile ilerleme kaydedilmediğini gerek iktidar, gerekse muhalefet olmak üzere her kesim yıllardır telaffuz ediyor.

İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır.

1960 İhtilalini, 12 Mart 1971 Muhtırasını, 12 Eylül’ü, 28 Şubat Post-Modern Darbesini, 2001 yılında rahmetli Başbakan Bülent Ecevit ile dönemin Cumhurbaşkanı arasında yaşanan ve anayasanın havalarda uçuşması devamında gerçekleşen siyasi ve ekonomik krizi ve arada koalisyon hükümetlerinin neden olduğu siyasi krizleri hatırlayalım. Bu süreçteki rakamlara ve bu ülkeye getirdiği maliyetlere bakalım.

Parlamenter sistemin içinde 1950 – 2016 yılları arasında 27 koalisyon, azınlık ve darbe hükümeti kurulmuş iken sadece 20 tek parti hükümeti kurulmuş, altmışaltı yılda 47 hükümet değişmiştir. Ortalama her 16 ayda bir hükümet değişikliği olmuştur. 1989 ile 2002 yılları arasında 13 yıllık sürede 11 farklı hükümet kurulmuştur.

İstikrara bakın, müthiş değil mi? Tam bir demokrasi örneği.  Bize yıllarca demokrasi diye giydirilen deli gömleği bir parlamenter sistem.

Koalisyon hükümetleri döneminde yaşanan en büyük krizler 1980, 1994 ve 2001 yıllarında gerçekleşmiştir. 1994 yılında ekonomide % -5 (eksi) küçülme ve 2001 yılında %-5,7 (eksi) küçülme ile bu ülkede görmediğimiz rekorlar kırılmıştır.

1979 yılı sonunda dönemin Cumhurbaşkanının (Fahri Korutürk) görev süresinin bitmesinin ardından, TBMM’de uzlaşı sağlanamadığı için ülke 5 ay cumhurbaşkansız kaldı. 1980’de enflasyon yüzde 93’e yükseldi, kişi başına düşen milli gelir 2.083 $’dan 1.566 $’a düştü. Büyüme oranı %1,5’ten %-2(eksi)’ye geriledi.

1994 krizinde 500 bin kişi işsiz kaldı, kişi başına düşen milli gelir 3.177 $’dan 2.200 $’a düştü.

28 Şubat 1997’de içi boşaltılan 20 banka ile ve nihai faturası olan 350 milyar dolar ile hepimizin geleceği çalındı.

19 Şubat 2001’de tarihe Kara Çarşamba olarak geçen ve Çankaya Köşkü'nde yaşanan Anayasa kitapçığı tartışması sonrası yaşanan kriz ile yılın ikinci çeyreğinde tarihi bir rekor ile ekonomi  % 11,8 oranında küçülme göstermiştir. Yalnızca bir günde borsa %14 düştü, reel faizler %760’a çıktı, Merkez Bankası’ndan 8 milyar $ buharlaştı; akşam 10 bin $ borcu olan 20 bin $ borç ile, cebinde 10 TL ile yatan 5 TL ile uyandı. Uyandı ama geç uyandı!

Parlamenter Sistemin yarattığı ve bize dayattığı bu istikrarsız koalisyon hükümetlerinde; enflasyon artmış, faiz oranları yükselmiş, ekonomi küçülmüş, yabancı yatırımlar ve istihdam azalmıştır.

2002 yılından sonra, tek parti olarak iktidara gelen Ak Parti ile neler olmuş bir de ona bakalım.

 

2002

2014

2017

Kişi Başı Milli Gelir

3500 $

12.112 $

9.534 $

M.B Yıllık Faiz Oran

%49.1

%7.5 (2013)

%10.4

İhracat

36 Milyar $

157.6 Milyar $

142.6 Milyar $ (2016)

M.B. Dolar Kuru

1.650 TL

2.137 TL (2013)

3.668 TL

TÜİK-Maliye-Hazine-Merkez Bankası

Bu tabloyu doğru okumalıyız.

2013 yılında Gezi Olayları’na kadar tavan yapan göstergeler, 2017 yılında büyük bir kayıpla neticelenmiştir.

2002 yılından bugüne, parti kapatmalar, cumhurbaşkanlığı seçiminde dayatılan 367 garabeti, Gezi Olayları, 17 ve 25 Aralık Operasyonları, faiz darbeleri, PKK terör örgütünün çukurları, 15 Temmuz FETÖ hainlerinin işgal girişiminin bizden çaldıklarının rakamla ifade edilmesi oldukça zordur. Kaybımızı kabaca şöyle ifade edebiliriz:  Bunlar yaşanmamış olsaydı bugün %40-50 daha zengin ve müreffeh bir ülke olacaktık.

ABD’de son yüz yılda 19 başkan, Fransa’da 1958’den bugüne 7 başkan, Türkiye’de ise 1950’den bugüne 47 hükümet ve 29 başbakanın görev yaptığını düşünürsek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin istikrar demek olacağını, beraberinde de büyüme ve gelişme getireceğini her vatan evladı müneccim olmadan rahatlıkla anlar.

Bugün iktidar göremeyen muhalefet mevcut sistemi savunurken, kurulduğundan bugüne iktidar olan Ak Parti, sistemi değiştirmeye çalışıyor ise doğru tarafı görmemiz gerekiyor.

Bu sandık bir daha karşımıza gelmeyecek.

Rakamların dili yanılmaz. Bu veriler ışığında da görüldüğü üzere; 16 Nisan hepimiz için ‘’İSTİKRAR’’ ve ‘’DİRİLİŞ’’in, Yeni Türkiye’nin inşası olacak.

‘’Söz’’ de ‘’karar’’ da bizde…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.