1. YAZARLAR

  2. Ersin TOKGÖZ

  3. HDK Bileşenleri ve HDP Neden Beceremedi?
Ersin TOKGÖZ

Ersin TOKGÖZ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

HDK Bileşenleri ve HDP Neden Beceremedi?

A+A-

Referandum sürecinin kaybedenleri olan hayır cephesinin büyük bileşeni CHP olduğu için radarlar o yönde çalıştı ancak o koronun HDP ayağı da vardı ve o ayak, amiyane tabirle pek sağlam bir ayak(kabı) değildi. Her ne kadar hayır cephesi kaybedişini kendi üstüne almasa ve yine kazananları kazandıkları için suçlayıp işin içinden sıyrılmaya çalışsa da, HDP ittifakı kaybetme sebeplerinden biriydi.

HDP sadece HDP değil…

Siz sadece HDP’yi görmüş olabilirsiniz ama HDP sadece HDK bileşenlerinden biriydi. Kampanya stratejisi HDK tarafından belirlendi, tüm argümanları HDK belirledi, yol haritasını HDK çıkardı.

Kampanya startının verildiği toplantı da HDK şemsiyesi altında yapıldı, referandum kampanyasının ayakları olarak belirlenen 8 Mart dünya kadınlar günü de, 21 Mart Nevruz kutlamaları da ya da cezaevlerindeki açlık grevleri eyyamı da hep HDK tarafından programlandı.

HDP’ye sadece diğer bileşenler ile birlikte kendilerine verilen rolü oynamak düştü.

HDP, bileşenlerin en büyüğü olarak belki daha ön plandaydı ama DBP, ESP, TJA ile birlikte aynı ses, aynı nefes şeklinde çalıştı. Ve HDP çalıştıkça CHP üzerindeki şüpheler arttı, diğer marj gruplar bu şemsiyenin altında daha görünür oldukça şüpheler kararsızların kararına evrildi.

HDK-HDP’nin kaybettiren kampanya stratejisi

Her ne kadar zaman içinde somut örnekler değişse de kampanya dili hep üçlü sacayağı üzerine kuruldu.

Korku körükleme: Tüm HDK bileşenleri önce damardan korkular pompaladı. Milletvekilleri, eşbaşkanları, belediye başkanları hapisteymiş, Kürt coğrafyası fena halde zulüm görüyormuş, referandumdan evet çıkarsa bu zulüm politikaları onaylanmış olacakmış ve taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmayacakmış.

Umut verme: Yeterince korku verildikten sonra sıra umut vermeye geliyordu. Tüm bunlar artık olmayacakmış çünkü referandumdan hayır çıkacakmış, bu hayırdan sonra AK Parti yola gelecekmiş, ‘halklar’ kazanacak, zulüm politikaları son bulacakmış. 16 Nisan ikili anlamda baharın müjdecisiymiş.

Meydan okuma: Korkular verildi mi, umutlar pompalandı mı sıra işin kreması olan meydan okumaya geliyordu. O meydan okumalar hep 7 Haziran göndermeleriyle, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözünün tekrarıyla, o sözün meydandaki kalabalıklara izletilmesiyle yapıldı.

Bu; referandum kampanyasının startının verildiği 2 Mart’taki toplantıdan 15 Nisan’daki final mitingine kadar hep böyle gitti. Peki, ne oldu? Sadece kendi kendilerini tatmin ettiler ve evlerine ya da dağlarına döndüler.

HDP kampanya dili etkili olmadı çünkü…

Korku körükleme: “Eşbaşkanlarımız, vekillerimiz ve başkanlarımız içeride” diye ağlaşırlarken vatandaş o isimlerin evlerinde kanarya besledikleri gerekçesiyle içeri alınmadığını biliyordu. Kürt coğrafyası zulüm içinde feryatları atarken o coğrafyaya asıl zulmü kimin yaptığının herkes farkına varmıştı. Dolayısıyla “Eğer evet çıkarsa…” diye başladıkları 17 Nisan’dan sonraki sürece ilişkin pompalamaya çalıştıkları korku senaryoları sadece kendilerini şişirmekten öteye gidemedi.

Umut verme: O kadar korkuttuğunuz bir kitleyi korkularından kurtarmak için çıkış yolu gösterirken müphem bir olasılıklar dünyası değil, somut bir ışık göstermeniz gerekir değil mi? HDP birinci yolu tercih etti ve kaybetti. Çünkü bir sonraki aşama, yani meydan okuma için seçilen söylem acınasıydı.

Meydan okuma: Bu çerçevede “7 Haziran’da kazandık yine kazanacağız” diye konuştukça kazanma tasavvurlarının bile kayıptan başka bir gerçeği ifade etmediği görülüyordu. Bu kadar zavallıca bir meydan okuma argümanı, komediden öteye gidemedi.

Ve… Kaybettiler.

P.S. Bir sonraki yazıda HDP’nin dibine kadar kullandığı o mağdur diline rağmen seçim şarkısı Bejin Na’nın yasaklanmasına neden ses çıkaramadığını, bir anda referandum gündeminin arasına sokulan açlık grevlerinin anlamını, PKK’lı yöneticilerin HDK ve HDP’nin seçim dilini nasıl belirlediğini yazacağım. Muhtemelen.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.