Mehmet Haşim Karaman

Mehmet Haşim Karaman

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Fitne-1

A+A-

Allah Resulü, bir hadis-i şeriflerinde "fitne zamanlarında oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.” (Sahihu’l-Buhari VIII, 92) demektedir.

Daha Peygamberimiz hayatta iken münafıklar ve Yahudiler tarafından kabile asabiyeti; Peygamberimizin vefatının akabinde ise hilafet meselesi kaşınarak ekilmeye çalışılan fitne tohumu, İslam tarihinde ilk kez, Hz. Osman'ın katledilmesinin ardından meyvesini vermeye başladı.

Ancak Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in dirayetli yönetimleri; Hz. Ali'nin hilafet meselesinde "hilafet herkesten önce senin hakkın değil mi" şeklindeki tüm tahriklere rağmen gösterdiği feraset nedeniyle bu arzularını gerçekleştiremeyen Yahudi ve münafıklar, Hz. Osman'ın şehit edilmesi ile aradıkları uygun zemini bulmuş oldular.

"Hz. Osman'ın kanı" bahane edilerek ekilen fitne tohumlarının sonucunda önce Cemel Vak'ası, ardından Sıffin savaşları yaşandı.

Oysa ki, bu fitnenin zuhur sebebi oldukça masum (!) ve haklı bir gerekçeye dayanıyordu. Daha Hz. Ali doğru dürüst hilafet makamına oturmadan; Hz. Ali'nin meşru yönetimine karşı hak talebi ile kazan kaldıranlar Hz. Osman'ın katillerini bulunmasını ve cezalandırılmalarını istiyorlardı.

Tabi bu masum (!) ve haklı talebe Hz. Aişe ve bir çok seçkin sahabede katıldı. Bir çoğu oynanmak istenen oyunu göremedi. Çünkü müthiş bir taktik ve propaganda faaliyeti yürütülüyordu.

Hz. Ali'nin Hz. Osman'ın katillerinin en kısa zamanda cezalandırılacağına dair taahhüt ve nasihatlarına ise pek kulak asan olmadı.

Hatta Hz. Aişe, kabile reislerinden birinin:

"Ey Mü'minlerin annesi, bu hareketten maksadınız nedir?" sorusuna; "Osman'ın katillerinin cezalandırılmaları ve herkesi ıslaha davet" diye cevap vermişti.

Halbuki, Hz. Osman'ın kanının davasını güdenlerin bir çoğu onun evinin 900 civarındaki Basra, Şam ve Kufe'li tarafından 40 gün boyunca muhasara edilmesine; ardından katline sessiz kalmışlardı.

Sonuçta, Allah Resulü’nün pak zevcesi Hz. Aişe Annemiz, "Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyirdir" dediği Zübeyir b. Avvam gibi ve Talha b. Ubeydullah gibi seçkin sahabeler ile "Musa’nın yanında Harun ne ise, benim yanımda sen öylesin. Şu farkla ki benden sonra peygamber gelmeyecektir.” dediği Hz. Ali Cemel'de karşı karşıya geldi.Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvam ve onlarca Bedir ve Rıdvan ashabı ile 10 bin ashab, Cemel Vak'ası'nda aynı kıbleye döndükleri kardeşleri tarafından katledildi

Cemel Vak'ası Müslümanlar arasında sonuçları bugünümüze de yansıyan onulmaz, onarılmaz yaralar açtı. Müslümanları Hz. Ali taraftarları (Hz. Ali Şia'sı) ve Hz. Ali karşıtları olarak ikiye böldü.

Cemel Vak'ası'nın akabinde Müslümanlar bir kaç yıl sonra ikinci kez Sıffin Savaşı'nda karşı karşıya geldi. 70 bini aşkın Müslüman'ın katledildiği Sıffin Savaşı, Hz. Ali taraflarını da ikiye böldü ve bu savaş Bugün ki DAEŞ gibi aşırı islam yorumlarının atababası olan Hariciliği doğurdu.

Sonuçta rivayetlere göre Cemel ve Sıffin'de en az 80 bin; Kendileri dışındaki hemen hemen herkesi küfürle itham eden Hariciler ile Hz. Ali taraftarları arasında Harura ve Nehravan'da meydana gelen savaşlarda da en az 10 bin olmak üzere toplamda en az 90 bin Müslüman öldü.

Mesele bununla da kalmadı. Bu ölenlerden hangi tarafın şehit, hangi tarafın baği (islam devletine isyan eden) olduğu konusu, iman-amel ilişkisi, büyük günah meselesi gibi meseleler Müslümanlar'ın gündemine girdi. Bunun sonucunda da Eş'ari'nin, "Şia, Havariç, Mürcie ve Mu'tezile fırkaların analarıdır" dediği fırkalar-ekoller-mezhepler ortaya çıktı.

Sonuç olarak Hz. Osman'ın katledilmesi ve akabinde "Hz. Osman'ın katillerinin bulunması" gibi haklı bir taleple başlayan söz konusu savaşlarda 90 bin; daha sonraki dönemlerde de yüzbinlerce Müslüman'ın ölümüne neden olan fitne ateşinin etkileri günümüzde de hala devam ediyor.

O fitneden neş'et eden itikadi ekol ve akımların müntesipleri bugün hala Suriye'de, Yemen'de, Afganistan'da ve İslam coğrafyasının bir çok yerinde birbirini düşman olarak görüyor ve İslam adına birbirini öldürüyor.

Peki, bir çok alimin "onlar kılıçlarını kirletti, biz bu meseleleri konuşup dilimizi kirletmeyelim" dediği ve hakkında yorum yapmaktan imtina ettiği son derece "netameli" bir konuyu durduk yere biz neden gündeme getirdik?

Onu da bundan sonraki yazımızda anlatalım.

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum