1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. FETÖ’cü olmakla FETÖ’den içeri alınmak aynı şey mi?
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

FETÖ’cü olmakla FETÖ’den içeri alınmak aynı şey mi?

A+A-

Ah şu menkıbeler yok mu, her türlü sorumluluktan kaçışın türlü yollarını öğretiyor insana.

 

Kolaya kaçmanın, üstüne alınmamanın, hatta üste çıkmanın yollarını…

 

Kimi zaman “atalarımız…” diye başlar, “ceddim…” diye devam eder,

 

Kiminde “Benim babaannem de…” rengine bürünür…

 

Menkıbe sonuçta, ne kadar teselli olursan ol başkalarına aittir.

 

Bizans döneminin Kibirli, gururlu ama köhnemiş çürümüş burçlarına bayrak dikerek İstanbul’u fethedenlerin, çağ kapatıp çağ açanların, yeniden dirilişin ve yeniden yükselişin işaret fişeğini çakanların, meleklerin cinsiyetiyle uğraşmaktan kendi insanını unutanlara insanlık, barış ve adalet dersi verenlerindir o menkıbeler…

 

Oysa gün gelecek, sana “Senin neyin var?” diye sorulacak…

Merak ediyorum, başkalarının menkıbeleri ile övünmeye adadığın ömrüne bu sorunun cevabı olabilecek neleri sığdırdın!

 

Bak mesela, Fatih sadece İstanbul’u fethetmedi, karanlığa gömülmüş bir dünyada ışığa/adalete muhtaç gönülleri de fethetti.

 

Fatih’in döktürdüğü toplar sadece Bizans’ın surlarını dövmedi, körelmiş, köhne kalpleri de yerle bir etti.

 

Bu sayede bir çağ kapandı, bir çağ açıldı…

Sen ne yaptın?

 

***

 

‘Vandalizm’in zirve yaptığı “ağaç” bahaneli Gezi Parkı kalkışmasının üzerinden 4 yıl geçmiş, hafızalarımızda sayısız yalan, dolan, iftira, sahtekârlık örneği kaldı…

 

Birileri “ince zekalıların başkaldırısı” dese de, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir “geri zekalılık örneği”ydi Gezi eylemleri.

 

Ekonomik, siyasal ve sosyolojik açıdan tahlilini yapmak gerekirse;

 

Adı milletvekili olup yalanın dibine vuran isimler (Partisini yazmama gerek yok herkes biliyor) Gezi’nin siyasi ayağını,

 

“Birkaç ağaç çok meyve verdi” diyerek memleketin her tarafını talan edenler, “mesele ağaç değil, sen hala anlamadın mı” diyerek asıl niyeti deşifre edenler “vatan haini” ayağını,

 

Bir şekilde hayatını kaybeden her isim üzerinden yaratılan korkunç ajitasyon ve ideolojik mesajlar, “Zulüm 1453’te başladı” hazımsızlığı meselenin sosyolojik ayağını oluşturdu.

 

Bizim gördüğümüz şey, bu topraklara ait olmayan, en başta tabiat düşmanı, devlet düşmanı ne kadar unsur varsa, GEZİ şemsiyesi altında toplandı. Bunda büyük bir hayır vardır, zira TRUVA tekerrür etti ve herkesin rengi belli oldu…

Hiç kimse, yalanlarla büyütülmeye çalışılan bu kirli komplonun (Gezi Kalkışması) yıldönümünde, sokakları savaş alanına çevirenleri, kamu mallarına zarar verenleri, çocuk yaştaki kandırılmış gençleri kirli emellerine alet ederek ölümlerine neden olanları, “o gençleri alınlarından öpüyorum” diyecek kadar ruhu kirlenmişleri unuttuğumuzu kimse sanmasın…

 

***

 

FETÖ’cülükten içeri alınmakla, FETÖ’den içeri alınmak arasında fark var.

Kimse çıkıp da, “kardeşim içerideki herkes FETÖ’cü diye tutuklanmadı, FETÖ’cü olmadığı halde bilerek ya da bilmeden FETÖ’ye hizmet edenler, FETÖ’nün propagandasına alet olanlar, FETÖ’nün şu veya bu şekilde borazanlığını yapanlar, sırf hükümet karşıtı olduğu için FETÖ’nün arkasını kollayanlar da tutuklanıyor” demiyor. Varsa yoksa her dokunulan FETÖ’cü…

 

Öyle ki, eski bir Diyanet İşleri Başkanı FETÖ'cülük, maymuncuk gibi, ötekine doğrultulan bir silah oldu” diye açıklama yapıyor. O da KHK’lar kapsamında hakkında soruşturma başlatılan, açığa alınan, ilişiği kesilen, gözaltına alınan, tutuklanan herkesi FETÖ çatısı altında görüyor. Propagandanın ulaştığı noktayı ve tehlikenin boyutunu görebiliyor musunuz?

 

PKK’dan, DAEŞ’ten, DHKP’den alınanları da aynı torbaya koyuyorlar; çünkü birileri böyle algılansın istiyor. Hazırda bekleyen birileri de buna alet oluyor.

Sonra birileri çıkıp, hükümetin aslında FETÖ ile mücadele etmediğini açık açık iddia edebiliyor… Habertürk’ten Nihal Bengisu Karaca yazmış mesela; “Sözcü çalışanları FETÖ'den içeri alınıyorsa, kimse FETÖ'cü olmadığını ispatlayamaz” diye…

Buna rağmen kimse çıkıp da “Sözcü çalışanları FETÖ’cü oldukları için değil, FETÖ soruşturması kapsamında bu terör örgütüne bir şekilde yardım ve yataklık yaptıkları iddiası ile içeri alındılar” demiyor…

Ben demiş bulundum…

KHK’lar Türkiye’nin terörle mücadelesinin en önemli ayağı ve sadece FETÖ değil hedefteki örgüt.


Bu mantık kimin eseri sizce, kim böyle yazın, böyle söyleyin, böyle propaganda yapın diye dürtüklüyor bu insanları?

Cevabı çok açık değil mi?

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.