1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. FETÖ hizmetkârları 15 Temmuz davalarını nasıl sulandırıyor?
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

FETÖ hizmetkârları 15 Temmuz davalarını nasıl sulandırıyor?

A+A-

Korkunç bir bilgi kirliliğinin yaratıldığını gözlemlemek hiç de zor değil. FETÖ’nün aktif olarak çalıştığının ve etkili olduğunun bana göre kanıtıdır bu aynı zamanda. Neden derseniz, darbe sonrası algı yönetimi konusunda hala kamuoyunun içini rahatlatacak bir atmosferin yaratılamayışından bunu anlamak zor değil.


Ahtapotun kolları gibi, bilgi kirliliği her koldan üretiliyor ve son derece hassas olan kamuoyuna damardan enjekte ediliyor. Darbe girişimine maruz kalmış, şehitler ve gaziler vermiş milletin yaşadığı şok halinin devamı için damatlardan mahkeme salonlarına, meclis kürsüsünden gazete sayfalarına/köşelerine kadar her alanda adeta FETÖ propagandası yapılıyor. Bilinçli ya da bilinçsizce…


FETÖ ile mücadele ediyor görüntüsü veren etkili bir sosyal medya hesabında Ege’de meydana gelen ve İstanbul’u da kapsayan bölgenin tamamında hissedilen depremlerle ilgili ilginç bir paylaşım dikkatimi çekti.

 

12 Haziran 2017 tarihli paylaşımda Fetullahçı Terör Örgütü Lideri Fetullah Gülen’in bir video görüntüsü “Elebaşı Gülen, FETÖ ile mücadele eden Türkiye'de deprem olacağı tezviratı yapmıştı” ifadeleri ile paylaşıldı. Aklı sıra “Yalan, dolan, tezgâh” demeye getiriyor lakin olayın (depremin) gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda karşı taraf için “haklı çıktı” sonucuna varılmıyor mu? Bir tek ben mi böyle anlıyorum, adam deprem olacak demiş, Ege ve Marmara’yı etkileyen depremler oluyor birileri “tezvirat” kılıfında hatırlatmalarla enteresan göndermeler yapıyor. Böyle bir paylaşımı gördüğümüzde neye göre pozisyon almamız gerekiyor, “vay alçak, iftira atıyor” mu diyeceğiz, “adam bilmiş” mi? Her ikisi de çıkmaz sokak değil mi?

Tam emin değilim lakin “Kripto” meselesini çözmek için bu tarz ince detayları gözden kaçırmamak gerektiği kanaatindeyim…


Mahkemelerde yargılanan FETÖ sanıklarının milletin aklı ile alay edercesine yaptıkları savunmalar FETÖ’nün içeridekiler üzerinde de etki erozyonuna uğramadığını gösteriyor. Belli ki aldıkları emir gereği “İnkar” taktiğini fire vermeden uyguluyorlar. FETÖ sanıklarının her şeyi “bilmiyorum, tanımıyorum, görmedim, ben değildim, (Bylock için) benim telefonuma başkası yükledi, eve giren hırsız yükledi, çocuklar oyun oynarken yüklemiş, darbe olduğunu fark etmedim, kim yaptı bilmiyorum” şeklinde inkar etmeleri; itirafçı sanıkların avukatlarını bile çileden çıkarmış durumda ki “salağa yatmayın” diyerek tepkilerini dile getiriyorlar.

 

Algı yönetiminin en ağırayaklarından biri “Baklavacı”, “Kavurmacı” veya diğer bir tabirle “Damatlar” ekseninde şekillendiriliyor. Sözcü, Cumhuriyet gibi gazetelerin başını çektiği medyanın bir kesimi, CHP/HDP sözcüleri ile birlikte bu konu üzerinden inanılmaz bir propaganda üretiyor, ardından karşı cenahtaki yankılarını seyre dalıyor. Bu cenah, özellikle 15-25 Aralık sonrası FETÖ ile kol kola, diz dize hükümet ve Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı ekseninde hareket ediyor ve ne hikmetse 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin ardından istikametlerinde herhangi bir değişiklik yok. Hal böyle olunca, ortaya atılan iddialar ve yazılıp çizilenlerle ilgili iki kez düşünmek gerektiğini vurgulamakta fayda görüyorum. Ancak, kim ve ne olursa olsun 15 Temmuz şehitlerinin kemiklerini sızlatacak, ruhlarını incitecek, kahraman gazilerimizi bir kez daha yaralayacak türden gelişmeler karşısında kararlı ve istikrarlı olmak gerekiyor. “Fitne çıkar” kaygısı ile sessiz kalmak da, yüksek perdeden çığırtkanlık yapmak da aslında aynı şeye hizmet eder.

 

“Bir kısım medya” tabirinin hakkını fazlası ile veren bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan, sosyal medya desteği ile de yaygınlaşan yalan yanlış haberler de FETÖ’nün 15 Temmuz davalarını sulandırma operasyonlarına hizmet ediyor. Her gün, birçok yalan yanlış haber, ilgili kurumlar tarafından düzeltiliyor. Devletin kurumlarının enerjisi bu yönde harcanırken, kamuoyunda da inanılmaz bir bezginliğe neden oluyorlar. İnsanlar, her gün gördükleri haberler karşısında “artık yeter” diyerek feryat ediyorlar. Şaka gibi geliyor insana, ama gerçek…

 

Küçük bir örnek… Bugünün gündemindeki haber başlıklarından biri “Adına kayıtlı 26 telefondan da ByLock çıktı! 20 bin liraya serbest kaldı” şeklinde. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, yaptığı bir açıklama ile bu haberi yalanladı. Ancak yalanlama haberi, yalan haberin kendisi kadar ne ilgili görür, ne de etkisi o kadar olur…


Bunun gibi özellikle FETÖ sanıklarını mağdur konumunda yansıtan, tamamen asılsız iddialardan oluşan sayısız haber dolaşıyor ortalıkta.

 

Algının en tehlikeli ayağını ise siyaset kurumu yürütüyor ne yazık ki. Bir taraftan FETÖ sanıkları çeşitli kimlikler isnat edilerek kutsanıyor, bir yandan FETÖ’ye yardım ve yataklık yapanlar göklere çıkarılıyor, kahraman ilan ediliyor, bir yardan da “FETÖ’nün siyasi ayağı” bahanesiyle cumhurbaşkanı/iktidar ve FETÖ ile mücadele eden kurumlar yıpratılıyor.
 

Daha sayılacak çok tezat var lakin yazarken bile insan “isyan” kavramının yörüngesine giriyor… Bu çekim alanını dağıtacak hamleler mutlaka atılmalı. Her şeyi “sabır” denen taşa havale etmemeli…

Bütün bu karmaşanın arasında Türkiye’nin içeride ve uluslararası arenada sağlıklı bir politika belirlemesi, özellikle dış politikada sağlam adımlar atması hayati önem taşıyor. İçeride siyaseti ve terörle mücadeleyi FETÖ ve onun etrafında toplanan bileşenlerin şerrinden korumalı, dışarıda da bölgemizde sınırları yeniden çizmeye çalışan “kan” tüccarlarına prim vermemeli…

 

Allah ülkemin, ülkemi yönetenlerin, güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun…

***

Not: Bu satırlar yazılırken “MİT tırları ihaneti” ile ilgili çok önemli bir gelişme yaşandı. CHP milletvekili Enis Berberoğlu 25 yıl hapse mahkûm edildi ardından tutuklandı. Elbette ki yargılama bir süreçtir ve herkes süreci sonuna kadar büyük bir sağduyu ile takip etmeli. Nihai karar yine Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerindir. Sıcak gelişme Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda da gergin anların yaşanmasına neden oldu. CHP grubunun konuya yaklaşımını az çok tahmin edersiniz… Lakin Milletin gözünün içine baka MİT tırları ile ilgili meseleyi “habercilik” ve “haber alma özgürlüğü” ile açıklama gayretine giren zihniyete tavsiyem, tarihinize çalınan bu son ve en büyük kara lekeyi kolay kolay temizleyemeyeceksiniz. Bari susun…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.