1. YAZARLAR

  2. Ersin TOKGÖZ

  3. Fasit Daire
Ersin TOKGÖZ

Ersin TOKGÖZ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Fasit Daire

A+A-

Dünya değişiyor, zaman geçiyor, zamanın ruhu oradan oraya savruluyorsa ve…

Onca değişime rağmen hala ve yine dönüp dolaşıp Mehmet Ali Erbil yine Çarkıfelek ile ekranlara geri dönüyor Mesut Yar magazini ciddi habercilik diye yutturabiliyorsa…

Şafak Sezer onca tutturamamasına rağmen bir kez daha ekranlardan evlere doğru itiliyorsa…

Hilkat garibeleri Bülent Ersoy-Safiye Soyman-Banu Alkan troykası hala bir reyting malzemesi olarak görülebiliyor ve daha da fenası hakkaten de öyleyse ve onları bir araya getirmek için çuvalla para harcanıyorsa…

Beyazıt Öztürk yüzyılladır aynı muhabbeti program, Serdar Ortaç yine eşdeğer bir süre aynı tıngırtıyı şarkı diye satabiliyorsa…

Burcu Esmersoy kendini bulunmaz nimet, Hülya Avşar kendini eşsiz güzel olarak pazarlayabiliyorsa…

Adnan Oktar hoca, Hanife başörtülü bacı sanılıyorsa…

Tüm bu magazin gülleri ve bülbülleri aslında çöp kıymetinde olmasına rağmen tutup başat kültür ürünleri olarak satın alınıyorsa.

Bu fasit daire en kıyıcı makine olan zamana bile direnip çarklarını son hız kesintisiz döndürüyorsa…

Bugün tutup Arda Turan’ın terbiyesizliğinin, en nihayetinde bir magazin figüründen başka önemi olmayan Deniz Seki’nin ağlamalarının, Mutafa Ceceli’nin sözde inanç-aldatma çelişkisinin küresel terör olaylarından, yaklaşan yeni dünya savaşından, tarihin gördüğü en sinsi şer şebekesi FETÖ ile mücadeleden ya da diğer siyasi ve/veya ciddi meselelerden daha fazla ilgi çekmesi eşyanın tabiatına uygundur.

Ha… Bu tabiat bazılarına uygun olmayabilir. İşte tercih burada başlar.

İster bu vasatın kültür diye dayatıldığı fasit dairenin dışına taşar, onlara bakmaktan vazgeçip onların da var olmamasını sağlarsınız, ister siz de o vasata teslim olup önem sıranızı neden sonuç ilişkisinin saçını başını yolduracak bir düzlemde sabitlersiniz.

Tercihiniz her ne olursa olsun, bilin ki sadece sizi kurtaracak. Çünkü yukarıda birkaçı verilen vasatın çok daha fazlası kahir ekseriyetin bir numaralı gündemi. Sanmayın ki bu gerçeklik öylesine oluşan bir lümpen istilası.

Çağdaş İngiliz düşünür John Keane siyaseti “İnsanları en çok ilgilenmesi gereken konuların dışında tutma sanatı” olarak tarif eder. Siyaseti sadece siyasi partiler ve/veya onların üyeleri/temsilcileri dar çerçevesinde görüyorsanız, değinilen o vasat dayatmasının bu tarifle bağını kuramayabilirsiniz.

Az esneyin. Bildiğiniz tariflerin dışına çıkın ve tüm bu vasatın temsilcilerine ve daha da önemlisi temsil ettikleri şeye/şeylere bir kez daha bakın.

O zaman göreceksiniz.

Acun Ilıcalı’nın sadece magazini bir yaşam biçimi haline getiren medya patronu değil, o vasatın yerleştirilmesi, yayılması ve yaşatılması için nasıl bir görev üstlendiğini…

Devletin OHAL koşullarında bile mücadele edemediği evlilik programları sefaletinin o devam gücünü nereden aldığı ve devam etmesinin zorunluluğunun o büyük resimdeki yerini…

Aradan geçen zamana, değişen hikâyeye rağmen çürümeye en fazla katkı sunanların neden yok olmadığını ve her seferinde tekrar tekrar dirilebildiklerini…

Tüm bu sefil aktörler eli ile adım adım nasıl toptan bir çürümeye maruz bırakıldığımızı anlayacaksınız.

İşte o zaman burnunuzu kesif bir koku saracak, konforunuz bozulacak ve muhtemeldir ki geleceğe dair umudunuzu kaybeceksiniz.

İşte o zaman geriye tek bir şey kalacak. O da…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.