1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Erdoğan’a ya da Atatürk’e hakaret etmek!
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan’a ya da Atatürk’e hakaret etmek!

A+A-

Yazmayayım dedim, lakin mesele öyle bir noktaya geldi ki bu “Atatürk’e hakaret” mevzuunda birkaç önemli hususu aktarayım istedim.

İki şeyi bir birinden ayırmakta fayda var.

Birincisi toplumsal değerlere, inançlara, inancını yaşamak için çabalayanlara, tarihe mal olmuş kişilere bilinçli ya da bilmeden hakaret edenler;

İkincisi de o hakaretlere ne yazdığından habersiz, ağzından çıkanın nereye gideceği konusunda en ufak fikir sahibi olmadan cevap verenler, aklı sıra tepki gösterenler…

Bazen bunların bir birleri ile bağlantısı olduğunu düşünüp, yazılanları, çizilenleri hep bu bağlamda yorumlarız.

Ben bizdeki tartışmalarda hakaret edenlerle hakarete cevap verenlerin bir birleri ile zıtlık noktasında bile zerre bağlantısı olmadığını düşünenlerdenim.

Birileri özelleştirse de “haysiyet cellatlığı” ya da “linç kültürü” her iki tarafın tek ortak yanı bana göre.

Bunun için sayısız gerekçe sayabilirim.

Son günlerin popüler gündem maddelerinden bir tanesi bu hakaret meselesi.

Aslında AK Parti iktidarı ile birlikte, Türkiye’nin başına Recep Tayyip Erdoğan geçtiğinden beri “Lider’e hakaret meselesi” hiç gündemden düşmedi.

Malum medya hakaret etti; “basın özgürlüğü” saydı;
Malum muhalefet hakaret etti; “kürsü dokunulmazlığı” dedi,
Sözde bilim adamları, malum sanatçılar hakaret etti, “düşünce ve ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirildi.

Bütün bu yaklaşımların ortak yanı, hakaret edilen kişi ve savunduğu dünya görüşü…

Tezatlarda bile bulaşmayan iki kesimin aynı toplumun parçası olmaları ayrı bir ironi olarak bir kenarda dursun, meseleyi güncel hakaret konusuna getirelim.

Bir televizyon kanalında “tarihçi” kimliği ile tanınan birileri “Atatürk” ile ilgili zamanlaması manidar sözler sarfeder, eş zamanlı olarak birileri başka bir kanaldan “Atatürk”ün özel hayatına dair inciler dizer ve zıt kutupların çarpışmasını seyre koyulur.

Zamanlama manidar dedik, çünkü “bayram değil, seyran değil eniştem beni neden öptü” tezinin altını tıka basa dolduran gerekçeler var bunu söylemek için.

Nedeni için fazla lafı dolandırmaya, ağzının içinde eveleyip gevelemeye gerek yok. Ortaya atılan tezlerin arkasında durup “ahmak” rolüne soyunmaya da gerek yok. Toplumsal kutuplaşmaya hizmet edecek ne kadar argüman varsa sırası geldikçe devreye sokacaklar. Bizim cenahtan ya da karşı cenahtan birileri buna alet olacak ve zihinlerdeki bölücülük hep canlı kalacak.

Ne olur peki bundan sonra;

Bir taraf hemen savunma pozisyonuna geçer, aslında konu ile alakası bile yoktur ama üstüne alınma hususunda ihtisas yapmıştır; “valla biz değiliz, bak biz Atatürk’ün babasının evini onardık..!” naraları ile dolaşır ortalıkta. Hâlbuki iki kişinin muhabbetinde üçüncü (!) şahıstır kendisi…

Bazısı pusuya yatar, kim ne yazacak, ne söyleyecek ona göre gardını belirlemeye çalışır. O kadar bekler ki neredeyse konu unutulur, sonra pat bir mesaj atar; “kınıyorum.!” Muhtemelen bu mesaja atana kadar milyonlarca kombinasyon hesaplamıştır ve kendince sıyrılmıştır meselenin içinden. Yarın maazallah bir durum olursa cevap hazırdır artık…

“Haysiyet cellatlığı” ve “linç kültürü” diğer tarafın tasarrufuna mahkûmdur artık. Tepkiler, refleksler iddiayı ortaya atan tarafın söylediklerine rahmet okutacak cinstendir. Çünkü niyet karşılık vermek ya da cevap niteliğinde sözler sarfetmek değildir, asıl amaca (kutuplaşmaya) hizmet tek esastır.

Atatürk’e hakaret edenlerle Erdoğan’a hakaret edenlerin farklı amaçlara hizmet ettiğini düşünmeyin. Aynı kaynaktan beslenip, aynı amaca hizmet ederler. İzahı çok zor değil bunun; lider de olsa birini sevmek zorunda değilsin lakin saygı duymak zorundasın. Eleştirebilirsin ama küfredemezsin.

Bugünkü tartışmanın temelinde tarihsel bir gerçekliği ifşa etme, toplumsal barışa hizmet niyeti olmadığı çok açıkken birilerinin şahısları bir kenara bırakıp durumu kitlelere mal etme gayreti yangına körükle gitmekten öteye geçmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.