1. YAZARLAR

  2. Mehmet Haşim Karaman

  3. Eleştirenlere / Eleştirilere
Mehmet Haşim Karaman

Mehmet Haşim Karaman

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Eleştirenlere / Eleştirilere

A+A-

Bundan önceki yazıma eş dosttan epey bir eleştiri geldi.

Meğer ne çok yarası olan varmış.

“Helal olsun! Tamda içimde geçenleri yazmışsın” diyen de var.

“Niyetin ne? Kendin için PR çalışması mı yapıyorsun?” diye niyet okuyuculuğu yapanda var.

Yazımla kimi kastettiğimi, hatta “falanı mı, filanı mı kastettin” diye isim sayarak soran da.

İlkinden başlayalım. Benim PR çalışmasına ihtiyacım yok. Beni bilen bilir gelecek ile ilgili hiçbir hesap yapmam. Anı yaşarım ve en önemlisi haddimi bilirim. Kendilerine yönelik olarak PR çalışması yapacağım kişilerin çoğu da zaten beni tanır ve bilir.

Dolayısıyla PR yapmak gibi bir ihtiyaç duymam.

İkinci olarak samimi olarak söyleyeyim; yazımda özel olarak hiç kastetmedim. Sadece herkesin gördüğü ama dile getirmediği/getiremediği manzarayı yazdım.

****

Gerçekten de kardeşim gibi gördüğüm bir dostumda bana özelden bir mesaj atmış.

Rengini belli etmeyenleri eleştirmeme itirazları var. Mesajında kısaca: “her şey sosyal medyadaki paylaşımlardan ibaret midir? Herkes orda fikrini, zikrini paylaşmak zorunda mıdır?” diyor.

Bu çok sevgili dostuma şöyle cevap verdim.

"Mesaj atmak, sosyal medyada paylaşımlar yapmak elbette her şey değil. Ama sosyal medyadaki paylaşımların senin yönünü, senin fikrini, tavrını, duruşunu ortaya koyuyor.

Savaşlar artık manipülasyonlarla sosyal medya üzerinden yapılıyor. Gezi olayları, Ortadoğu'da yaşanan hadiselerin tamamı sosyal medya organizasyonlarıdır.

Sosyal medya analizleri için özel programlar var. Bu programlarla analizler yapılıyor, insanların siyasi görüşü, dini görüşü, yeme içme alışkanlıkları tahlil edilerek, toplumların gen haritası çıkarılıyor. Sonra bu veriler ışığında stratejiler geliştiriyor, manipülasyonlar yapıyor, toplumun hassas noktaları kaşıyorlar.

Bu manada dosta-düşmana mesaj verilmesi açısından sosyal medyadaki duruşlar büyük önem taşıyor.

Herkes sosyal medyayı etkin olarak kullanıp, paylaşım yapmak zorunda mı?

Bir kişinin sosyal hesabı yoksa ya da ayda yılda bir paylaşım yapıyorsa, sosyal medya ile ilgili değilse, ya da yani bu taraklarda bezi yoksa onlara da ille de “bir sosyal medya hesabı aç” diyecek halimiz yok.

Bu insanlara hiçbir itirazımız da yok.

İtirazımız, yediğini içtiğini, attığı her adımı, sosyal medya da paylaşan ama 15 Temmuz gibi ülkenin uçurumun eşiğinden döndüğü, kurtuluş savaşı yaşadığı bir durumda sessiz kalanlara, herhangi bir duruş sergilemeyenlere ya da her şey durulduktan sonra ortaya çıkıp yine de zülfü yâre dokunmayacak paylaşımlarda bulunanlara.

Ayrıca, mesele sadece sosyal medyada paylaşım yapmak değildir. Mesele tavır belirlemek, tarafını belli etmektir.

Yaptığın paylaşımlarla belki İbrahim'in atıldığı ateşi söndüremezsin ama hiç olmazsa karınca misali tarafını belli edersin.

****

"Ne yani gördüğümüz yanlışları eleştirmeyelim mi?" diyor bu dostum

Üstad Necip Fazıl Kısakürek,

"Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın

Gündüz geceye muhtaç sende bana lâzımsın" der bir şiirinde.

Çünkü rakip, eleştiri insanı zinde tutar.

Ben bu yüzden eleştirinin, kişileri, organizasyonları ve idarecileri geliştireceğine inanırım.

Hiç kimse la yüs’el değildir. Herkes eleştirilebilir. Hatta herkes adabı içerisinde eleştirilebilmelidir.

Ama eleştiriyi; bir tavrı, bir duruşu olan kişiler yapmalı.

Eleştiriyi, gayreti olan yapmalı. Ülkesi için hiçbir şey yapmayıp da kendini çok akıllı sanan aklı evveller değil.

Emeğin yoksa; yemeğinde olmaz.

İnandığın değerler uğruna elinden gelen gayreti gösterir, çalışır, çabalar ama senin dışındaki nedenlerden dolayı çaban hedefine ulaşamazsa hedefe ulaşmayı engelleyen eksiklikleri, hataları sonuna kadar eleştirme hakkın vardır.

Kimsenin de o zaman itirazı olmaz. Olamaz.

****

Bir sürü insanımız, akşam evde yiyeceği yokken, “çocuklarım vatansız yaşayacaklarına aç yaşasınlar” diyerek canını ortaya koydu. Tankların önünde durdu, altına yattı. “Çocuklarım, mevkim, makamım ne olur?” diye düşünmedi.

Sonra meydanlara çıktı. Meydanlarda ve sosyal medyada fikirlerini, düşüncelerini yani tavrını ortaya koydu.

Bunların bir çoğunun “vatanlarından, davalarından başka kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.

Tamam kardeşim, o çok kıymetli mal mülklerinizi mevki makamlarınızı riske atmayın. O tatlı canınızı tankların önüne siper etmeyin. Çünkü, bunu yapmak "her kişinin değil, er kişinin kârıdır.”

Ama be kardeşim en azından safınızı belli edin, safınız belli olsun!

Ama onu bile yapamazsınız. Kendini tankların önüne siper edenlerin aksine, mallarınız, mülkleriniz, mevki ve makamlarınız, her şeyiniz var ama maalesef davanız yok; cesaretiniz yok ve en önemlisi inancınız yok.

Burada sakın sermaye, mevki makam düşmanlığı yaptığım sanılmasın. Öyle bir derdim yok. Sözüm, sadece malını mülkünü, mevki ve makamını ülkenin geleceğinin önüne koyanlaradır.

****

“Değerli büyüklerimiz değerlendirmeleri yaparken sadece sosyal medyaya bakmayacak başka şeyleri de dikkate alacak” diyor bu değerli dostum.

Değerli büyüklerimizin ne yapacağını bilemem. Haddim değil ama ben olsam ne yaparım biliyor musun?

Ben olsam hangi makama talip olursa olsun, isterse şeflik, isterse müsteşarlık isterse vekillik. Adayların özellikle 15 Temmuz'dan sonra sosyal medyadaki paylaşımlarına bakarım.

Ne zaman? Hangi saatten sonra ne demiş, nerede durmuş?

Bunlara bakarım.

Mesela, bir kişi, referandumda "hayır" için gayret göstermişse, ama hakaret falan etmemişse sadece samimi olarak öyle inandığı öyle yönlendirildiği için "hayır" demişse. Onu, içimizde olduğu halde mevki ve makamı zarar görmesin diye sütre gerisine saklanan, renksiz kişilere tercih ederim.

Onun hiç olmazsa rengi var. Derinliği var ondan asla korkmam.

Rahmetli Erbakan Hoca'nın bir sözü vardı; "renksize, solcuya aldanma diye"

Asıl tehlikeli olanlar renksizler, bukalemun karakterlilerdir.

****

Sözün özü benim itirazım eleştirilere değil, hiçbir şey yapmaksızın sadece ve sadece eleştirenlere.

Kalkıp karanlığı aydınlatacak bir mum yakacağına; karanlığa küfredenlere.

Hakkın ikamesi için hiçbir şey yapmayanlara.

Kendi konumunu garantiye almaktan başka bir şey düşünmeyen eyyamcılara.

Kısaca benim sözüm renksizlere.

Ne diyor Mevlana?

“Ya olduğun gibi görün. Ya da göründüğün gibi ol”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum