1. YAZARLAR

  2. Salih Turgay Işık

  3. Doyamadım Memleketime
Salih Turgay Işık

Salih Turgay Işık

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Doyamadım Memleketime

A+A-

Dünyada en büyük özlem memleket özlemidir. Bu özlem ve hasretlik, bir kor gibi yakar tutuşturur insanı.

Memleket deyince, bir başka heyecana kapılır insan, bir başka duyguyla bakar gözleri. Yusufeli deyince hepimizin anlatmak isteyip de anlatamadıklarımız, yazmak isteyip de yazamadıklarımızdır belki de…

Yusufeli toprağındaki bütün yaşanmışlıklar, sahiplenme duygusu yeşertir bende. Nereye gidersem gideyim memleketimin bir parça taşını bir parça toprağını değişmem hiçbir şeye.

Barhal Çayı her mevsimde berrak akar kenarında oturup sesine kulak vermek, ayağına suya değdirmek bir ayrıcalık hissi verir bana.

Yeşil vadilerin kıvrılarak aktığı, yemyeşil bağlarında meyve bahçelerinde, sarı, mavi, kırmızı çiçekler arasında geçti çocukluğum. Benim ruhum, benim yaşama bakışımın dünyaya gözümü açtığım memleketim.

Çocukluğumdur, çamurlu yollarda oynadığım, yağmurda ıslandığım, güneşte kavrulduğum, sıcak ekmeğe küflü peyniri kattığım yerdir memleketim.

Çünkü memleket sevgidir, insanın sözüdür, özüdür, hasrettir, sevdadır, özlemdir. Nasıl ki sevgi anlatılmaz, kelimeler kifayetsiz kalır, nasıl ki özlem yakar kavurur bedeni ve nasıl ki hasret alır götürür seni uzaklara işte öyledir Yusufeli’ni anlatabilmek…

Gözün gönlün hep ordadır gitmek istersin memleketine; nitekim gün gelir fırsat bulup gitsen de zaman kısıtlıdır doyamazsın.

Bostancı Köyü deyince şiir kesilir susmuş dudaklarım. Teker teker yazarsın mısralarını can katarak her kelimesine. Barhal Çayı misali dökülür duygular kalbimden.

Geçen yıl gittim köyüme, çok değişmiş Bostancı. İş için, aş için, toprak ve eğitim için, ayrılıklar başlamış, sevgi olmuş aşk olmuş yeni diyarlarda, yeni yuvalar kurulmuş.

Her yere yürüyerek, koşarak giderdik yol boyu komşularla selamlaşıp, bahçeden ikram edilen meyveleri yer, ayaküstü sohbet ederdik. Kapılar acık kilit nedir bilmezdik, güven vardı, sevgi vardı insanlar arasında, birbirimize yardım eder el birliğiyle işlerimizi yapardık.

Her yaz festivaller kentine bürünen boğa güreşleri ile ünlü, çam, köknar ve ladin ağaçlarıyla çevrili dağları, vadileri inleten, ayaklarını toprağa vurarak kafa kafaya gelen boğaların kapışması ne hoştu.

Atabeyler Yurdu değil mi Ahıska, Yusufeli, Şavşat, Çıldır, Artvin, Tortum ve Çavuşker…

I.Dünya Savaşı’nda Ruslara ve Ermenileri karşı kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın bir kolu olup, Artvin’deki Kadir Ağa’nın gönüllüleri teşkilatlanırken Aşağı Hod, Nizgovan, Lusuncur köylerinde ve bu teşkilatın başında bulunan Lusuncur (Çamlıca) köyünden Molla Sabit Beyi ve arkadaşları değil mi memleketimize can veren kan veren.

Memleket sevdalısı olarak diyorum ki; dağını, taşını, havasını, suyunu, insanlarını çok ama çok seviyorum çünkü bir başkadır benim memleketim.

Memleket hasreti çeken dostlarımızı Yusufeli’nin meşhur ozanı Huzuri’nin şu dizeleri ile selamlarım.

Garibim insaf et gönlüm şad eyle

İyiliğin söylensin yahşi ad ile

Huzuri’yi ya öldür ya azat eyle

Eşiği taşına kurban olduğum

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.