1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Değişime ve gelişmeye karşı durmak...
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Değişime ve gelişmeye karşı durmak...

A+A-

Hayat bazen gözlerini tavana dikip kaşlarını çatmaktan ibaret. Etrafınızda olup bitenler zihninize darağacı kurmaya başladığında çelişkilerden kurtulmak için çareler arıyorsunuz. Derdiniz varsa, damdan düşenlerdenseniz her kes ve her şey ne yazık ki ilgilendirir sizi.

Yoksa bütün soru işaretlerini gecenin karanlığına teslim eder güzellik uykusuna dalarsınız.

Olmuyor öyle.

Tezatlarımız, çelişkilerimiz var sorgulanması gereken, hem içimizde hem dışımızda…


Tarihi bir referandumu geride bıraktık, millet dünyada örneği görülmemiş oranda bir ilgi ile sandık başına gitti, “evet” ya da “hayır” yönünde tercihini kullandı. Bütün dünyanın gözü önünde, iktidar muhalefet herkesin dâhil olduğu bir sistemle gerçekleşen bu süreç “evet”in zaferi ile sonuçlandı.


Tarihinde doğru dürüst “meşru” iktidar pratiği olmayanlar inkâr etse de 80 milyon kazandı.


Siyaset kurumu açısından en büyük tezat burada başlıyor;

Milletin onay verdiğini reddetmek, inkâr etmek, iftira ve yalan yanlış bilgilerle karalamak…


8. yenilgisini aldığı halde zafer narası atmak, sandıktan çıkan “hayır”ların tamamını sahiplenmek, parti içi muhalefeti “kovarım” diyerek tehdit etmek, sözlerinin yankısı dinmeden disiplin mekanizmalarını çalıştırmak, “tek adam”lığını ve nihayetinde diktatörlüğünü unutup başkalarını hedef göstermek…


Koltuğun “Kaset” dışında başka bir yöntemle gelmeyeceğini bildiğinden ana muhalefeti çözümsüzlüğe mahkûm etmek…


Siyaseten bir şey üretmeyince “otobüs kaptanı”, “pilot”, “Kaleci” terimlerine bel bağlayıp milletin aklı ile alay etmek…


Partisinin tarihini, “Atatürk”ü, “İsmet İnönü”’yü unutup partili cumhurbaşkanlığını eleştirmek…

“Biz yenisini yapana kadar bu anayasa meridir ama meşru değildir” diyerek, “İlle anayasa yapılacaksa onu da sadece biz yaparız” tehdidini savurmak…

Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek için akla hayale gelmeyecek komplo ve kirli planlarına, bizim mahallenin fitnebazlarını, suskunlarını, renksizlerini dahil etmeye çalışmak…

Dün olmaması için ülkeyi ateşe atmaktan, sokakları karıştırmaktan, bindirilmiş kıtalarla nefret mitingleri düzenlemekten geri durmadıklarından bugün medet umar hale gelmek…

Bizi şaşırtmayan başka tezatlar da var!

Türkiye’de Gazi Meclis çatısı altında siyaset yapıp, terörle mücadeleye karşı gelmek, teröristlere “kardeşlerimiz” demek…

 

Milletin kürsüsünde ülkemizi “yarı açık cezaevi” olarak nitelendirecek kadar “çukur” siyaset yapmak…

 

Terör örgütü bildirilerine imza atarak ihanetlerini tescilleyen sözde akademisyen/aydınlara, gazeteci kılıklı teröristlere kol kanat germek…

 

6-8 Ekim olaylarında vahşice katledilen “Yasin Börü”lerin kanındaki paylarını unutup, Sincar’daki YPG’li teröristler için direniş çağrısı yapmak…

Daha çok var, ama bir köşe yazısına sığması imkansız…

Ben tezatları yazdım, siz üç noktaların muhatabını tahmin edin.

 

“Recep Tayyip Erdoğan milletin gönlünde neden taht kuruyor, AK Parti neden girdiği her seçimden zaferle çıkıyor?” sorusunun yanıtı da aslında bu tezatlarda…

 

Her yenilik, her değişim AK Partiyi bir adım daha öteye taşıyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın milletin gönlündeki yerini daha da büyütüyor, Erdoğan sevgisini daha kalıcı hale getiriyor.

 

Buna Erdoğan’ın yanında görünüp zor zamanda gemiyi terkedenler, Erdoğan sayesinde siyaseten mevki makam sahibi olduktan sonra “ihanet” hastalığına yakalanarak itibarını yitirenler, Erdoğan karşıtlığını maharet sayarak millete rağmen siyaset yapılabileceğini sananlar başta olmak üzene herkes şahittir…

 

15 yıl boyunca bu gerçekleri tecrübe ettiği halde; kendini, siyasetini, partisini, politikasını, millete bakışını, geleceğe dair hedeflerini yenileyemeyen, güncelleyemeyen muhalefet anlayışı kafamızı kurcalayan en ağır tezat ne yazık ki…

 

Hep önümüze bakalım derken, büyük hedeflerimize (2023 / 2053 / 2071) odaklanmışken; aklı geride kalmış, politik anlayışı miadını doldurmuş, “yük” olmaktan başka bir yeteneği olmayan anlayışın sırtımızda kambur olarak kalması ise uykusuzluk nedeni…

 

* Bulunduğumuz coğrafya ile hiç ilgisi olmayanların yaktığı ateşi söndürmek için dünyaya kafa tutuyor, mazlumları kucaklıyor, diplomatik girişimleri aralıksız sürdürüyor, terör örgütlerine göz açtırmıyoruz.

 

* Darbe ve işgal girişimi dahil, her türlü kirli ve derin operasyona rağmen ayakta tuttuğumuz ekonomimizi daha da güçlendirmek için milli seferberlik ilan ediyor, büyük yatırımları ertelemiyor, dünya ile ticaretimizin önündeki engelleri bir bir kaldırıyoruz.

 

* Avrupa’nın kendisine, Avrupa’da hortlayan Türkiye ve İslam karşıtlığına rağmen ilişkilerimizi koparmıyor, Avrupa ülkelerine yanlışlarını, Türkiye’nin onlar için önemini her platformda anlatıyoruz.

 

* Referandumda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili adımları vakit kaybetmeden atıyor, “hayır”cı tayfanın “tasfiye ediliyor” dediği Türkiye Büyük Millet Meclisi hiç olmadığı kadar etkin çalıştırarak milletimizin beklentilerini karşılamaya gayret ediyoruz.

 

* Son günlerde Hindistan ve Rusya’daki görüşmeler başta olmak üzere Uluslararası ilişkilere Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı yurt dışı ziyaretler damga vuruyor, dünyanın dört bir yanında Türkiye’nin itibarını güçlendiriyoruz.

* Bu tarihi ziyaretlerin sonrasında iş dünyasının ufku genişliyor, imzalanan anlaşmalar piyasalara olumlu etki yaratıyor, Türkiye’ye duyulan güven borsa başta olmak üzere ekonominin her alanında olumlu havasını estiriyor.

 

* Terörle mücadelede bugüne kadar yapılanların çok çok ötesinde bir temizlik hareketi ile, PKK’nın bölgedeki varlığını tamamen ortadan kaldıracak adımlar atılıyor, operasyonlarda örgütün lojistiği yok ediliyor, insan kaynağı kurutuluyor, bölge insanının devletle olan bağlarını hiç olmadığı kadar güçlendiriyoruz.

 

Yani bu kadar iyi ve güzel gelişmeler yaşanırken başta saydığımız tezatların bizi uykusuz bırakması son derece normal değil mi?

 

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.