1. YAZARLAR

  2. Nadir YILDIRIM

  3. Çınara 19 Kala
Nadir YILDIRIM

Nadir YILDIRIM

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Çınara 19 Kala

A+A-

19 yaşındaydı.

Artık kanunen reşit, bedenen de kendine yeterdi.

Ekonomik olarak da nasıl olsa bir çaresine bakabilirdi.

Artık, dışarıya çıkmak için ailesinden izin almasına gerek yoktu.

Her şeyi biliyordu. Her sorunun cevabı vardı kendisinde.

Bilmese ne olurdu ki, gençti ve her şeyin üstesinden gelecek enerjiye sahipti

19 yaşındaydı.

Siyasi bir düşüncesi vardı.

Ailesi gibi de düşünmek zorunda değildi.

Zaten kendisine de “ayaklarının üzerinde durmalısın” dememişler miydi?

Özgürlük ve bağımsızlık damarlarından hararetle akıyordu.

Adı üstünde “delikanlıydı”.

Kendi kararlarını verebilecek yaştaydı.

Ailesinin değerleri eskiden anlamlıydı, artık kendi dünyasının değerleri vardı.

19 yaşındaydı.

Arkadaşları vardı, kendisi gibi düşünen ve yaşamak isteyen, onlar kendisine yeterdi.

Ne diye ailesinin eskimiş kurallarıyla yaşayacaktı ki!

Artık kendi hayat çizgisinin rengini kendisi belirleme zamanı gelmişti.

Hem ailesi, kendisi için mi yaşıyor, çalışıyordu ki!

Artık kendi yolunu çizme vakti gelmişti.

19 yaşındaydı.

Hayatın bütün sorularının cevaplarını kendisi bulmalıydı.

Şu ana kadar bulunmuş bütün cevaplar yanlıştı. Herkes yanılıyordu.

Modern hayatın tüm nimetlerinden yararlanmalıydı.

Şu ana kadar hep engel olunmuştu.

Bundan sonra önünde hiçbir engel kalmamıştı.

Dilediği bütün güzelliklerden yararlanmalıydı.

19 yaşındaydı.

Tarih kendisine anlatılmış, geçmiş günlerin uydurulmuş bir hikâyesiydi.

Aynı zorlukları da yaşamak zorunda değildi.

Hem, ne diye bu kadar kendilerini heder etmişlerdi ki?

19 yaşındaydı.

Artık bir kartal gibi yuvasından uçma zamanı gelmişti.

Uçabilecek kanatlara, avlanabilecek pençelere, uzakları görebilecek gözlere sahipti.

Sonra bir an durdu ve…

Evet, 19 yaşındaydı,

Savunmasız bir kalenin acemi neferi gibiydi.

Haklıydı, kendi kanatlarıyla aşmalıydı fırtınalarda savrulmadan.

Aklını, fikrini, zikrini, ruhunu korumalıydı, kurtlar sofrana yem etmeden.

Tarihin köklerinden beslenmeli, atası gibi tarih yazmalıydı.

Geçmişine küfredenlerin geleceğine azmettiklerini de anlamalıydı.

Toprağı vatan, bayrağı bayrak yapanlara minnet duymalıydı.

Kartal gözleri geleceğe bakmalı, çelik pençesi köklerine sımsıkı sarılmalıydı.

Kalbinde ve bedeninde inancın vakarını duymalıydı.

Varlığını kendini “yoktan var edene” adamalıydı.

Medeniyetler kuracak azimde ve ebedi duruşla çınar olmalıydı.

Ecdadı da öyle yapmıştı, 21 yaşında çağ açıp çağ kapatmıştı.

Şimdi sıra kendisindeydi.

Bastığı yerlerin şehadet kokusunu duymalı, bütün dünyaya meydan okuyacak bileğe ve yüreğe sahip olmalıydı.

Dümensiz bir tekne gibi estirilen fırtınalarda savrulmadan hayat deryasında, ulvi bir amaca yelken açmış bir geminin kaptanı olma çabasında olmalıydı.

İçgüdülerinin miras yedi kölesi değil, tarihin varisi olarak, geleceği kendisine bırakılan hazinenin muhafızı olduğunu anlamalıydı.

Kaleyi içten işgal etmek isteyenlerin bu muhafıza bertaraf edecek zehirli oklarla hücum ettiklerini görebilmeliydi.

Bu ülkenin tüten en son ocağı da olsa, tek başına, bütün değerlerini yaşatacak, koruyacak, geliştirecek iradeye, inanca, bileğe ve yüreğe sahip olmalıydı.

Saman alevinin aydınlattığı yolun karanlığa boğulacağını görüp, koca bir çınarın dallarından yansıyan basirete sahip olmalıydı.

Ve

“Ben yoksam kimse yok” diyerek, medeniyet mefkûresinin, genç filizi olarak, bin yıllık çınarın dallarından aldığı vakarla yürüdü.

19 yaşındaydı,

19 yüzyılın vakarındaydı…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum