1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Büyük şeytanla kılıç dansı ve kendi göbeğini kesmek!
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük şeytanla kılıç dansı ve kendi göbeğini kesmek!

A+A-

“Büyük Şeytan” deyince akla; Küba’dan Afganistan’a, Irak’tan Filistin’e, Mısır’a, Suudi Arabistan’a, İsrail’e, Japonya’ya şimdi de Suriye’ye kadar uzanan bir coğrafyanın gelmesi tesadüf değildir.

Her birinin ayrı bir hikâyesi, her birinin geride bıraktığı korkunç acılar, her birinin perde arkasında “büyük şeytan”ın menfaatlerine hizmet eden planlar var.

“Büyük Şeytan”ın; kurulduğundan beri varolan, 2. Dünya savaşından sonra zirveye tırmanan ve günümüzde ahtapotun kolları gibi genişleyen, yayılan dünya hakimiyeti ideali hiç geri adım atmadı. İngiliz, Fransız yayılmacılığı günümüzde şekil değiştirip petrol, doğalgaz gibi yeraltı kaynaklarının sömürülmesine odaklanmışken, Siyonistlerin Nil ve Fırat arasında “Büyük İsrail” ideali uğruna Gazze’den Golan Tepelerine ölüm yağdırılırken, kız çocukları sokak ortasında kurşun yağmuruna tutulurken, “Büyük Şeytan”a “İşgal” rolünün biçilmiş olması da tesadüf değil.

Türkiye’nin ve bölgenin başına bela olan terör örgütlerinin bugün “Büyük Şeytan”ın bir numaralı müttefiki noktasına gelmiş olması, dünya hakimiyeti yolundaki en büyük ve en tehlikeli hamle olsa gerek. Çünkü mazlum coğrafyalarda ne zaman kan ve gözyaşı aksa, sığınılacak tek bir liman kalıyor geriye.

Gözünü kan bürümüş medeni (!) Avrupa’nın, Müslüman kanı dökmeyi devlet politikası haline getiren İsrail’in, İslam dünyasının kalbine bir hançer gibi saplanan fitne yuvası İran’ın ve kukla ülkelerin, en nihayetinde Rusya/Çin gizeminin dünya barışına adanmış en küçük bir politikaları bulunmazken, Türkiye’nin terörle ve sayısız terör örgütü ile imtihanı kimseyi şaşırtmamalı.

Petrol zengini ülkelerin milyar dolarları “büyük şeytan”ın ve onun yegâne emeline hizmet eden kuklaların kasasına akarken, silah ve petrol şirketlerinin kabaran iştahına kurban edilen masum sayısı da katlanarak artıyor.

İşte tam da bu noktada “kılıç dansı” devreye giriyor.

“Büyük Şeytan”ın çiçeği burnunda başkanı, dünyanın kalbine yeni bir hançer saplamak üzere nihayet “The White House”tan çıkıp uçağına atladığı gibi soluğu milyar dolarcıkların ve petrol kuyularının ana vatanında aldı.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığındaki ev sahibinin 110 milyar dolarlık “rüşveti”nin sevinciyle hızını alamadı ve “Kılıç dansı”na iştirak etti. Ev sahibinin kaygısı/korkusu o kadar büyüktü ki, zafer sarhoşu Başkan’ın sarı saçlı beyaz tenli kızının gülücüklerine “100 milyon dolar” bağışlamayı maharet saydı.

“Büyük Şeytan”ın ağzı kulaklarındaki Başkanı, daha rahat göbek atmak üzere bir sonraki durağına yani “Küçük Şeytan”a uçtu. Daha fazla masumun kanını akıtacak bu büyük hamlenin sevincini birlikte kutlayacaklar. Kim ne derse desin Siyonizm yeni ve büyük bir zafer kazandı.

Ne kadar enteresan değil mi;

“Büyük Şeytan” ve Avrupa kaynaklı terörü engellemek için bütün imkânlarını/paralarını/petrollerini aynı kaynağa aktaran bir anlayış hâkim bölgemizde. İslam coğrafyasının bu inanılmaz hatadan dönmesi için daha ne olması gerek bilemiyorum. Rusya, Çin ve İran’ın yayılmacı politikası, “Büyük Şeytan” ve kana doymayan sömürgeci Avrupa’nın (İngiltere, Faransa, Almanya, İtalya, Vs) bölgemizdeki iç savaşı sürekli körükleyen hamleleri karşısında kendi politikasını geliştiremeyen bir coğrafyada yaşamanın bedeli de ne yazık ki milyonlarca insan için çok ağır oluyor.

“Büyük Şeytan”la kılıç dansının karşılığı (faturası) yakın zamanda ortaya çıkacak ve insanlık yeni trajedilerin önüne geçmek için çok geç kalmış olacak hepimiz iyi biliyoruz…

***

Uyanmıyoruz;

Her gün gözümüzün önünde sayısız oyun dönüyor, ölümler yaşanıyor, masum insanların, kadınların, çocukların üzerine kimyasallar yağdırılıyor uyanmıyoruz;

“Demokrasi” getireceğiz diyerek etrafımızdaki ülkeler bir bir işgal ediliyor, yüzbinlerce insanın kanına giriliyor, milyonlarca insan mülteci durumuna düşürülüyor uyanmıyoruz;

Mısır’dan Filistin’e, Suriye’den Irak’a, Yemen’den Afganistan’a uzanan coğrafyada ve dahasında yeni ölümlerin, katliamların, kimyasal vahşetlerin gözümüzün içine sokarcasına senaryoları yazılıyor okuma zahmetinde bulunmuyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “kendi göbeğimizi kendimiz kesmekten” söz ediyor, başımızı iki elimizin arasına alıp nedenlerini sorgulamıyoruz.

Hâlbuki biz Abdülhamit’ten beri “Kılıç dansı”nı değil ama “Kurtlarla Dans”ı çok iyi biliyoruz.

Biz yeter ki uyanık olalım, sağlam duralım, oyuna gelmeyelim…

“Kılıç dansı”nın büyüsüne kapılanları, kişisel menfaatleri uğruna mazlumların kanı üzerinden “pazarlık” masasına oturanları da tarih not edecektir.

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.