1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. Brutüs sırtından vurulursa…
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Brutüs sırtından vurulursa…

A+A-

Bazı kaynaklar durumu farklı yorumlasa da “Brutüs” dendiğinde akla “nankörlük, ihanet, arkadan vurma, kendini besleyen eli ısırma” kavramlarının geldiğini inkâr edenimiz yoktur.


Tarih’teki Brutüs’ün ölümü “intihar”dır, zira Sezar’ı, düşmanları ile işbirliği yaparak arkadan vurmanın gerekçesini “Sezar’ın katillerinin cezalandırılmasını” isteyen Romalılara anlatamayacaktır.

“Sen de mi?” sorusu “ihanet etmesi beklenen en son kişi/kişiler” etrafında şekillenir. Brutüs nihayetinde evlatlıktır ve onu özel bir yere koyar. Siyasette buna kimi zaman “Prens” kimi zaman da “Prenses” tabirleri yakıştırılıyor.

Referandum sonrası gelişmelerle 5 parçaya bölünmüş malum merkez, son günlerde “Bürütüs” efsanesinin farklı bir versiyonunu izletiyor bize. Shakespeare bugünleri görseydi, muhtemelen piyesini yeni baştan dizayn etmek durumunda kalır ve Brutüs’ün kendisini de yazardı…

 

Bir dönem TBMM kürsüsünde “aday olma, olmasın, oldurmayın” diye bağırarak kendince güç gösterisi yapan, aba altında sopa gösteren, “kayışı kopmuş” siyasetin yerine “sakin güç” olarak yutturulmak istenen siyasetin hikayesidir bu.

 

Başından beri ithal, başından beri bir projenin ürünü, başından beri Brutüs’e rahmet okutur cinsten. “İcraat”, “Hizmet”, “Millet” deyince akla tek kelimesi gelmiyor ama “Kaset” deyince, “Çark” deyince, “Yalan” deyince, “İftira” deyince, “tehdit” deyince parmakla gösteriliyor.

 

“Yazmaya değer mi” demeyin; milletin onlarca yılını çaldı bunlar, devletin enerjisini, gücünü, ekonomisini heba etti bunlar…

 

Yenilginin bile ağır geldiği bir siyasi partiden ve onu yönetenlerden iktidar sorumluluğunu kaldırmasını beklemek en basit haliyle ahmaklık olur. Onlar için iktidar mücadelesi sadece ve sadece kendi koltuklarını sağlama alacak yöntemlerden ibarettir çünkü. Bunun için her yolu mubah görürler.

 

“Kaset” skandalı patlak verdiğinde, esas oğlanın “prensi”dir kahramanımız. Parlatılmaya hazırdır ama Renk vermez çünkü “Sakin Güç”tür. Uzatılan mikrofonlara “düşünmüyorum” cevabını yapıştırır lakin “Koltuk”, tarihi “Çark” için göz kırpmaktadır. “Brutüs” ruhu devreye girer, sadece bir gün yeterlidir arkadan vurmak için. “Proje” ürünü olmak böyle bir şeydir; başka bir yöntemle açılması neredeyse imkansız olan kapı sonuna kadar açılmıştır. “Dosya”lar, “adaylık” maceraları, “canlı yayın” atraksiyonları hep bunun içindir. Ayıklanacaklar, tasfiye edilecekler, itibar suikastına uğrayacaklar önceden belirlenmiştir. Söyleyecekleri ve yapacakları bütün detayları ile hazırdır…

 

O günden bugüne yaşananlar, aslında bir “bumerang” öyküsüdür. Beklentilerin yüksek olduğuna bakmayın, bu projede millet adına tek kelime yoktur. Bütün bu kirli planlar siyasetin çukurlarının tabiri ile “tek adam”ı devirmek içindir. Unuttukları tek şey, “Tek adam” ile “Milletin adamı” arasındaki kalın çizgidir…

 

“Sakin güç” beklenenin aksine yenilgilerden seri yapmaya başlar, yenildikçe ses tonu değişir, içi boş dosyalar rafa kalkar, yalan yanlış belgelerin arkası kesilir ve muhalefet tarihinde olmadığı kadar “çamur’a bulanır…

 

“Ekip” hiçbir dönemde olmadığı kadar sakattır. FETÖ’nün önüne yatanı, terörist cenazesinde gözyaşı dökeni, canlı bombaya methiyeler dizeni, teröristleri mecliste ağırlayanı, PKK’lı teröristlere “iyi çocuklar” diyeni, savaş durumunda Türkiye’ye karşı İran’ın safını tercih edeni, terörle mücadele eden devleti “katil” ilan edeni, terör örgütleri ile aralarına mesafe koyamayanlara kol kanat gereni… Saymakla bitmez ki…

 

“Brutüs” proje adamı ya, bunların hepsine ve dahasına ses çıkarmaz, öyle bir görevi yoktur çünkü. Artık “olmasın, oldurmayın” türünden hiddetlenmeler de yoktur, “sakin güç” tezi çökmüş “kan” isteyen el devreye girmiştir.

Strateji değişikliği, tehditler, sokağa çağırmalar, kökten inkar projesi devreye girer lakin “ne yapsalar boş” duvarına toslar Brutüs. Bir ADAM’ı devirmeye adanan siyaset 8. Büyük yenilgisini de alınca yeni “kurban” arayışı başlar.

Önce “biz kazandık, hayır oyları bizim” dedirttiler, ardından TFF hariç her kapıda “Evet” dilendirdiler. “Brutüs”e YSK, DANIŞTAY, AYM, AİHM turu attırırken zaman kazandılar, kazanı kaynatmaya başladılar.

Bu kez alternatifler çok, dünden razı “Brutüs”ler hazır…

Şimdi kısır siyaset anlayışı bir taraftan can çekişiyor, bir taraftan gün sayıyor. Öyle “prens” ve “prenses”ler sanıldığı gibi “ölümüne” değiller. Bahaneleri de çok akıl hocaları da…

Batıdan ve okyanus ötesinden beslenen senaryolar “Brutüs”ün varlığını bile unutturacak cinsten. Felaket tellalı “Prenses”in istifası, pusuda bekleyen “rakip”lerin yüksek perdeden “çekil” çağrıları, en yakındaki isimlerin mırıldanmaları yeni bir dönemin işareti.

“Sakin güç” tezinin “Brutüs” kaderine kurban gitmesi sadece “Hayır”ın değil, 16 Nisan referandumunda sandıktan “Hayır” çıkması için terör örgütlerini bile baş tacı eden dış güçlerin (bu tabiri sevmem aba başka yakışan kelime yok) yenilgisidir aynı zamanda. Siyasette yeni isim ve yeni heyecan arayışları bu yenilginin kabulünden başka bir şey değil.

Ne diyelim, yenilginin zafer sarhoşluğu da buraya kadarmış..!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.