1. YAZARLAR

  2. Onur YAMAN

  3. Bilinçli Seçmen mi? Bilinçsiz Seçmen mi?
Onur YAMAN

Onur YAMAN

Genel Yayın Yönetmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilinçli Seçmen mi? Bilinçsiz Seçmen mi?

A+A-

Türkiye genç nüfusu ve jeopolitik konumu itibariyle önemli bir ülke. Dünya'nın merkezinde ve İslamiyet'e bayraktarlık yapmış bir milletin de barındığı bir vatan... Doğal güzelliklerine insanların güzelliği karışıyor. Güzel ülkemin güzel insanları tabiriyle içimizi ısıtıyor. Bu kadar güzelliğe kim sahip olmak istemez ki? İşte mesele burada başlıyor...

Bu topraklara sahip olan adeta dünyaya sahip oluyor. Bu millete hükmeden adeta dünyaya hükmetmiş oluyor. Bundan dolayı herkesin gözü burada. Buraya sahip olamayanlar vazgeçmeden mücadelelerine devam ediyorlar. Buraya sahip olan vatanperver müslümanlar da kalenin düşmemesi için var güçleriyle mücadele ediyorlar. Üstelik yalnız bırakıldıkları halde...

Medya, kitleleri yönlendirmek ve kontrol altında tutabilmek için biçilmiş kaftan. Televizyon, bilgisayar ve telefon da günümüz şartlarında bu kontrolün sağlandığı en önemli aygıtlar. Vatanın yılmaz savunucuları olan inançlı neferler bu topraklarda gözü olanların işine gelmez. Buna karşı koymak için bu aygıtları çok iyi kullanmaları gerektiğini de biliyorlar. Peki bunun için ne yapıyorlar? Kendisine hayran olduğumuz büyük komutan Selahaddin Eyyübi'nin şu sözü çok büyük önem arz ediyor. "Bir milleti savaş olmaksızın yıkmak isterseniz, çıplaklığı ve zinayı genç nesilde yayın." Düşman işte bu taktiği elinin ulaşabildiği her mecrada deniyor ve başarılı da olmuş gözüküyor.

Onca büyük dertle uğraşan devlet bir de algı oyunlarıyla cebelleşiyor. Bilinçli müslüman bir türkten korkan her türlü düşman, medya silahıyla adeta bizi kalenin içinden fethediyor. Televizyonlarda yer alan ve müslümanların izlediği evlendirme programları, diziler ve programlar ile büyük bir kitle zehirleniyor. Haram olan şeyler adeta müslümanlar için normal bir şeymiş gibi algılanmaya başladı. Televizyonlarda rahatça kadınların baldır, bacağının sergilendiği dizi, film ve programlar ile kafirler topluluğunun salyaları ağızlarından akıyor.

Bu tür mecralarda yayınlanan ve müslümanların katiyyen karşısında durup izlememesi gereken şeyler ile devletin kaderini belirleyen seçmen bilinçsizleşiyor. Bu zehirlenme ve bilinçsizleştirme çalışmalarının etkisini "Şu kişinin şu açıklamasından dolayı %2 oy kaybı yaşandı." gibi açıklamalara sıkça rast gelmeye başladım. Seçmen dava için değil sadece oy ver geç, kime verdiğin mühim değil şeklinde hareket etmeye başladı. Bizim yanımızda olduğunu düşündüğümüz kişiler çoktan karşı tarafa geçmişler de haberimiz yok. Çünkü seçmen, yaşantısıyla, hobileri ve fobileriyle, giyim kuşamıyla ve zehirlendiği düşünceleriyle karşı tarafa geçmiş durumda. Bu kadar etken ile karşı safta yer alan seçmen bir vakit sonra parti konusunda da karşı tarafa geçebiliyor. Çünkü düşünme yetisini izlediği algı yönetimlerine ve o algıyı oluşturup yönetenlere teslim etmiş durumda.

Bilinç kelimesi sözlük anlamıyla "insanın kendisini, çevresini ve olup biteni tanıma, algılama, kavrama, fark etme yetisi." olarak tanımlanıyor. Bunca zehri bünyesine alan seçmenin, olup biteni idrak edebilmesi çok güç bir durum. Mesele sadece Erdoğan meselesi değil, mesele Türklerin eski ruhuna kavuşuyor olması. Seçmen bunu idrak edebildiği andan itibaren aldığı zehre karşı bünyesine panzehiri de almaya başlayacaktır. Şu unutulmamalıdır ki, ülkemizin kaderini parti veya hükümet adamları değil, dava adamları değiştirecektir biiznillah.

Son olarak diyeceğim şu ki, birçok televizyon kanalında yapılan karşı propagandaya onların silahlarıyla karşı koymak isterseniz TRT 1'in son birkaç senedir yayınladığı dizilere bir göz atmanızı tavsiye ederim. Sağlıcakla kalın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.