1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Aslan Değirmenci Oynanan Küresel Oyunu Zaman'da Deşifre Etti!
Aslan Değirmenci Oynanan Küresel Oyunu Zaman'da Deşifre Etti!

Aslan Değirmenci Oynanan Küresel Oyunu Zaman'da Deşifre Etti!

HABEROLA.COM-Dünya hiç olmadığı kadar kutuplara ayrıldı ve becerebilirlerse her türlü kötülüğün faturasını Müslümanlara kesecekler. Bir sürü...

A+A-

HABEROLA.COM-

Dünya hiç olmadığı kadar kutuplara ayrıldı ve becerebilirlerse her türlü kötülüğün faturasını Müslümanlara kesecekler. Bir sürü örgüt ürettiler, hepsine sözde İslami kıyafetler diktiler ve mikserin çarklarını döndürmeye başladılar. Bu küresel oyunun hedeflerinden biri de Türkiye. Peki aslında dünyada, sınır hattımızda, hemen yanı başımızda neler oluyor? ULUSLARARASI MEDYA ENFORMASYON DERNEĞI (UMED) BAŞKANI Aslan Değirmenci oynanan oyunu madde madde, teker teker bütün ayrıtılarıyla yazdı.

İşte Aslan Değirmenci'nin FETÖ'den alındıktan sonra gerçek gazetecilik yapmaya başlayan Zaman Gazetesi'ndeki o çarpıcı yazısı...

Sınır güvenliğini artıran önlemler alan Türkiye, terör bağlantısı olan merkezlere gerekli müdahaleleri yapmıştır. Türkiye etkin bir mücadele sergilerken Batı ve sorumlu ülkelerin konuya yeterince eğilmemelerinden dolayı ciddi sorunlar yaşandığını biliyoruz, yaşıyoruz. Türkiye'nin defalarca yabancı teröristleri ve terörle ilişki içerisine girme potansiyeli olanları tespit edip geldikleri ülkelere geri göndermelerine karşın, söz konusu ülkelerin bu şahısların oluşturduğu tehdide karşı önlem almadığını yaşanan bombalı saldırılarda gördük.

HAÇLI ORDUSU TEKRAR YEŞERDİ

İslam coğrafyasını kuşatma ve istila görevi olan DAEŞ ve PYD Haçlı Ordusu'na katılarak terör faaliyetlerine devam ediyor. Batı medyası görevini yerine getiriyor, işgali meşrulaştırma görevi alan bizdeki malum medya ise var gücüyle çalışıyor. Etnik ve mezhepsel terör olağandışı yöntemlerle İslam coğrafyasının sahnesinde yerini almayı kısa süre içerisinde başarıyor. 2003'ten 2008 yılına kadar ABD'nin altyapısını hazırladığı, İngiltere'nin projelendirdiği, Esed, Maliki ve Sisi gibi diktatörlerin figüran olarak rol aldığı, Putin'in beslediği, bölgeyi yeniden şekillendirme hamlesi kesintisiz sürüyor. Ortadoğu genelinde başlayan muazzam değişim süreci böylece durduruluyor.

O SAVAŞI BİR DE BÖYLE OKUYUN

İngiltere, ABD, Fransa ve Rusya destekli etnik ve mezhepsel terör alt kimlikleri öne çıkararak, üst kimliğe karşı savaş sürdürürken, derin senaryoya karşı tek direnç Türkiye'den geliyor. İngiltere, ABD, Fransa ve Rusya krizin seyrini kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek için silahı tercih olarak kullanıyor. Kimyasal silah kullanımı, savaş suçları ve mülteci krizine rağmen Suriye muhalefetinin yanında durması gereken söz konusu ülkeler krizi derinleştirmek için her güne yeni bir kanlı planla başlıyor. İnsanlık adına bütün kırmızı çizgiler aşılırken, Türkiye'den diz çökmesi bekleniyor. Türkiye ise hem PYD, hem DAEŞ hem de devletler terörüne karşı ciddi bir mücadele veriyor. Üst kimliğe karşı yürütülen savaşa karşı göğsünü siper eden Türkiye, merhamet diplomasisiyle de açılan yaraları sarıyor.

OYNANAN DEHŞET OYUN

Söz konusu devletler PYD ve DAEŞ'in nüfuz alanını genişletmek için çatışmaları derinleştirmekten de artık çekinmiyor. Bu hamle ile hem terör örgütlerine alan açılıyor hem de diktatör rejimlerin ömrü uzatılıyor. Diktatör rejimlerin korkulu rüyası haline gelen muhalifler, artık bizzat PYD ve DAEŞ tarafından hedef alınıyor. DAEŞ'e karşı Kobani'de PYD'nin yanında duran ÖSO, bizzat PYD eliyle boğulmak, yok edilmek isteniyor. Aynı soykırıma DAEŞ de ortak edilerek, özgürlük mücadelesi verenler sistematik bir şekilde yok etme operasyonuna tabi tutuluyor. PYD, aldığı silah, mühimmat, adam ve eğitim desteğini DAEŞ'e karşı değil bizzat muhaliflere ve Türkiye'ye karşı kullanıyor. DAEŞ ise kendisine sağlanan zırhın farkında hareket ederek Türkiye'yi hedef alıyor. Tüm bu olup biten karşısında Türkiye tedbir aldığında, tepkileri üzerine çekiyor. Büyük oyunun farkında olan Türkiye, sadece kendi geleceği değil tüm insanlık için verdiği mücadelesinden zerre ödün vermiyor. Vermeyecek de. Vermemelidir de.

PYD'NİN GERÇEK YÜZÜ

Olayın farklı bir boyutu daha var. PYD, Esed rejimiyle birlikte hareket etmektedir. Bu bile kendi başına bir devlet terörüne ortak olmaktır. Evet, PYD bir terör örgütüdür. Ama halen PYD'yi terör örgütü olarak görmeyenler vardır. O gözü kör olanlar her ne hikmetse PYD'nin devlet terörüne verdiği desteği de görmezden gelmektedir. Çünkü PYD, Esed ile anlaşmaya vardığı günden itibaren, rejimle kurduğu askeri angajman ve PKK'nın verdiği destekle oluşturduğu YPG güçleriyle, daha önce muhaliflerin safında yer alan Kürtleri tahakkümü altına almaya başlamıştır. Ardından kanton yönetimler gelmiştir. Bölgede kendisi dışında hiçbir unsura yaşam hakkı vermeyen PYD, bizzat yeni bir vesayet oluşturmuştur. Baas rejimi tarafından en fazla ezilen unsurların başında gelen Kürtler, PYD zulmüne terk edilmiştir. Muhaberat ve Şebbiha güçleri ile birlikte hareket etmeye başlayan PYD, bölgede terör estirmektedir. Kürt partileri ve hareketleri artık PYD'nin direkt hedefine girmiş durumdadır.
SÖZDE DEAŞ MÜCADELESİNİN GERÇEK YÜZÜ
isid-ankarayi-yuva-yapmis-haberolacomPYD, ABD ile güçlenmiş Rusya'ya tesis ettiği ilişkilerle savaş makinesi haline gelmiştir. Esed rejimi, ABD ve Rusya ile taktik ilişkiler içerisine girerek Kuzey Suriye'de Arap ve Türkmenlerin yaşadığı bölgelere de saldıran PYD, soykırımlarını DAEŞ maskesiyle gizlemiştir. DAEŞ maskesini ise PYD'ye bizzat Obama ve Esed takmıştır. DAEŞ'in zeminini hazırlayanlar, PYD'yi kendilerine yeni partner yapmışlardır. Yüzyıllık dramların kaynağı olan güçler, bölgeyi sömürmek, sınırları yeni çıkarları doğrultusunda şekillendirmek için DAEŞ ve PYD'yi Haçlı Ordusu'na dâhil etmişlerdir.Özetle; PYD, ABD ile bir askeri angajman kurmuş, silah ve hava desteği almıştır. YPG, ABD ve Esed rejimiyle olan ittifak ilişkisinden yararlanarak elinde bulundurduğu kantonları birleştirme çabası içerisine girmiştir. Bu kirli çabanın adını Batı; DAEŞ ile mücadele olarak koymuştur.Oysa DAEŞ ile mücadelede çok-boyutlu bir politika izleyen, Türkiye'dir.

İŞİN ÇÖZÜMÜ TÜRKİYE'DEN GEÇİYOR

Türkiye'nin önerileri “evet” kabul görmüyor.  Kabul görmüyor çünkü Türkiye'nin çizdiği yol haritası hem DAEŞ'i hem de PYD'yi etkisiz kılıyor. Hem insani hem de stratejik açıdan Türkiye'nin masaya getirdiği teklifler ciddiye alınmıyor, çünkü öneriler hayata geçirildiği takdirde terör koalisyonu nefessiz kalıyor. Terör koalisyonunun nefessiz kalması, bin yıllık oyunları yerle bir ediyor. İşte onun için “uçuşa yasak bölge” ya da “güvenli bölge” oluşturulmasına Batı sıcak bakmıyor. Batı insani gerekçeleri değil siyasi çıkarları önceleyince dram büyüyor.

ÇIKIŞSIZLIK 

Güvenli bölgenin oluşması ve bölgenin kontrolünün muhaliflere verilmesi, DAEŞ'in varlığının sona ermesi, PYD'nin ise sınır bölgesini ele geçirme çabasının önüne geçmesi anlamı taşıyor. Türkiye meseleye hem mülteciler nedeniyle insani hem de DAEŞ ve PYD nedeniyle stratejik çıkarları açısından bakarken, Batı sadece kendi çıkarları açısından bakıyor. Türkiye meseleye insancıl açıdan yaklaşırken, Batı insani trajedinin baş sorumlusu olan diktatörleri korumak, İsrail'in geleceğini garanti altına almak perspektifinden ele alınca Ankara ile dayanışmaya girmiyor. ABD'nin eğit donat ve diğer bazı çözüm önerileri örneklerinde olduğu gibi bir tutum izlemesi ve ipe un sermesi tam da bundan kaynaklanıyor. Hatta PYD ve DAEŞ'in Irak-Suriye hattında yürüttüğü mücadeleyi Türkiye topraklarına taşımasına ABD'nin sessiz kalması da Türkiye'yi kendi çıkarları doğrultusunda masaya oturtma çabasından başka bir şey değil. Son süreçte PYD armalarıyla verilen görüntüler de psikolojik savaşın bir başka parçası.

DİK DURUŞUN ADI: TÜRKİYE

Türkiye, bölgede yürütülen savaştan en çok etkilenen ülkeler arasında iken Türkiye'ye düşen havan bombaları, seken kurşunlar, patlatılan bombalar, kazılan hendekler, kurulan tuzaklar, can ve ekonomik kayıplar ortada iken ABD'nin çıkarları doğrultusunda hareket etmesini beklemek tam bir akıl tutulmasıdır. Bu akıl tutulmasını Batı kadar içimizdeki liberaller de yaşarken, dayatılanı reddetmek Türkiye'nin en büyük hakkıdır. Terör koalisyonu sınırımıza dayanmışken, güvenlik problemi her geçen gün artarken, olup bitene sessiz kalınmasını beklemenin mantık çerçevesinde bir açıklaması da bulunmamaktadır. Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için, terör koalisyonuna ve devlet terörüne karşı sıfır tolerans politikasını uygulamaya sokmasından daha doğal bir durum yoktur. Türkiye'nin mazlumlara karşı devreye soktuğu açık kapı politikasını insani değil kan siyasetine alet etmeye kalkanlara karşı da Türkiye'nin yeni stratejiler geliştirmesi hakkıdır.Türkiye'den kendisine yönelik hasmane bir tutum içerisinde olanlara gül uzatması beklenemez.

TÜRKİYE'YE KARŞI İTHAL TERÖRİSTLER

pkk-cep-telefonunu-yasakladi-haberolacomTürkiye, yabancı teröristlerin Suriye ve Irak'a geçmesini engellemek için de ciddi bir mücadele sergilemiştir. Liste oluşturmuş, istihbarat paylaşımı yapmış, ülkelere giriş ve çıkışları engellemiştir. Hatta risk analiz merkezleri kurmuş, Batı'ya sızmaya çalışan teröristler hakkında da üzerine düşeni en iyi şekilde yapmıştır. Sınır güvenliğini artıran önlemler alan Türkiye, terör bağlantısı olan merkezlere gerekli müdahaleleri yapmıştır. Türkiye etkin bir mücadele sergilerken Batı ve sorumlu ülkelerin konuya yeterince eğilmemelerinden dolayı ciddi sorunlar yaşandığını biliyoruz, yaşıyoruz. Türkiye'nin defalarca yabancı teröristleri ve terörle ilişki içerisine girme potansiyeli olanları tespit edip geldikleri ülkelere geri göndermelerine karşın, söz konusu ülkelerin bu şahısların oluşturduğu tehdide karşı önlem almadığını yaşanan bombalı saldırılarda gördük.Daha vahim olanı ise hendek terörünün gözler önüne serdiği gerçeklerdir. Türkiye olaya bu kadar hassas yaklaşırken, lejyonerler, Sur, Nusaybin ve Yüksekova'da Türkiye'ye karşı terör estirmiştir. Lejyonerler, Türkiye güvenlik güçlerine karşı terör örgütlerinin yanında yer alarak adeta savaş başlatırken, Rusya ve ABD'de başta olmak üzere mühimmat desteğini esirgememiştir. İçeride ve dışarıda yürütülen sosyolojik savaşla da Türkiye açıktan hedef alınmıştır. Merhamet diplomasisinin bedeli Türkiye'ye terör ile ödetilmek istenmiştir. Türkiye, başka hiçbir ülkenin maruz kalmadığı kadar bölgede yaşananlardan olumsu yönde etkilenmiştir.
İSRAİL YİNE DEVREDE
Emperyalist devletlerin, Esed ve Maliki'nin ektiği kin coğrafyayı kan gölüne döndürürken, terör devleti İsrail ise bayram ediyor! İslam coğrafyasında yaşanan bölünmüşlükten dolayı güvenliğini düşünmek zorunda kalmayan İsrail, kendi yapamadığını taşeronlara yaptırılmasının sevincini yaşıyor. Sisi ile de geleceğe yönelik anlaşmalara hız veren İsrail, olup bitenden bir müddet daha memnun kalacağa benziyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.