1. YAZARLAR

  2. Nadir YILDIRIM

  3. Adalet mi Dediniz?
Nadir YILDIRIM

Nadir YILDIRIM

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet mi Dediniz?

A+A-

Bir terazinin kefelerine aynı ürünü koyduğumuzda eşitlik, iki kefenin alacağı ağırlıkta aynı değerde iki farklı ürün koyduğunuzda denge sağlanır.

Peki ya “adalet”?: Her kefeye, hak ettiği kadar ürün koymak “adaleti” sağlar.

İnsanlar bazı zamanlar eşitliği, bazen de dengeyi hak eder. Ama her zaman adalet onların haklarıdır.

Ancak bir sorun var ki; eşitlik, denge ve adalet kavramları bir birine çok yakın ancak ayrı karakterde yargıçlar gibidir ve genellikle de karıştırılır.

Bu konuyu sadaka üzerinden bir örnekle açıklayalım:

Bütün varlığı 1 Kg altın olan ve bunun yarısını sadaka olarak veren bir müminle eşit sayılacak bir sadaka vermek için sizin de 1 Kg altınınızın yarısını vermeniz gerekir.

Bütün varlığı 1 KG altın olan ve bunun yarısını sadaka olarak veren bir müminle dengeli sayılacak bir sadaka vermek için elinizde 1 Kg altınınızın yarısı değerinde başka bir değer vermeniz yeterlidir.

Oysa adaletin bakışı farklıdır: Bütün varlığı 1 Kg olan bir ve bunun yarısını sadaka olarak veren bir müminle, adil sayılacak bir sadaka vermek için, sizin de elinizdeki varlığınızın yarısını vermeniz gerekir ki, bunun miktarı önemli değildir. Önemli olan elinizdeki varlığınızın yarısını vermiş olmanızdır. Çünkü her iki insanın “bütün varlığının” yarısını tasadduk etmiş olması adildir. Eğer burada eşitlik ve denge sağlamak isterseniz mal varlığı az olana haksızlık etmiş olursunuz. Güncel bir ifade ile kavram tamamen nicelik ve niteliğin gerektirdiği durumun analizini gerektirir.

Bazı “değer” varlıklarımız var ki teraziye ne koyarsanız koyun, eşitlik ve denklik sağlayamazsınız. İşte Burada devreye adalet girer.

Vatana ihanetin bulunduğu kefenin karşısına eşitlik koymayı düşünüp, ihanet ettikleri suç sayısınca cezalandırılmak isteyenler, hangi eşitliğin bedelini ödemeye hazırlar?

249’a 249’ mu?

Millete, devlete, vatana, tarihe, bayrağa ihanet edenler, hangi tarihi değeri, bayrağı, devleti, vatanı, bunlar için şeref ve onurla yaşayanların sadakat ve imanının karşısına koyarak, dengeli bir bedel ödemeyi düşünüyorlar?

Adı ne olursa olsun, bin yıllık kültürü, yüz yıllık küresel güçlere peşkeş çeken hainlerin, hangi eşit ve dengeli bir terazide tartılması gerekir?

Milyonlarca insanın, güven duygusuna, kendilerini korumak için verilmiş bombalarla saldıran, maskeli balonun palyaçolarına hangi eşitlik ve denge ile muamele yaklaşılmalıdır?

Milyonlarca gencin, gelecek ümidini hile ve desise ile çalan bir yapının karşısında hangi hâkim eşit ve dengeli bir hüküm vermeye zorlanabilir, adaletten başka?

Türkiye’nin geleceğinin sahibi çocukların, 15 Temmuz gecesi kulaklarını tırmalayıp uykusunu kâbusa çeviren ihanetin silah sesinden korkusundan dökülen göz yaşının karşılığını, hangi terazide tartmak gerekir?

Bin yılın birikimine, bütün Türkiye’nin ve dahi İslam Dünyası’nın kazanımlarını yok etmeye beddualarla talimat veren, şeref yoksunu ruhani elebaşlarının elinden tutup, “Allah ile Müslümanları aldatanlar”, yaptıkları bunca oyunun bedeli olarak hala hangi “kefede” nasıl tartılmak isterler?

Millet terazisinde tartışmış, zaten alınıp satılmış ve pazarlıkları bitmiş olanların hangi pazarda para edeceği artık bu milleti ilgilendirmiyor.

Anadolu pazarında hükümsüz, değersiz, “belki de daha alçak” halleriyle, gün yüzü görmeden, mahşerde yeniden tartılacaklar,.

249 şehit şahit, kuru ekmeğini paylaşıp evladını adam olsun diye onlara teslim eden “gönlü buruk” analar, bütün Türk Milleti, Anadoluyu vatan yapan ecdad onları bekliyor olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.