Ahmet Belada

Ahmet Belada

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

28 Şubat

A+A-

28 Şubat miladi 12 aydan ikincisi ve genellikle de son günüdür. Fakat gün, ay ve yılı anlamlı kılan o gün, ay ve yılda yapılan/olan işlerdir.

28 Şubat 1997 tarihinde yapılan meşru hükümete (REFAH-YOL) karşı gayr-ı meşru muameledir. O günlerde yaşayanlar iyi bilecektir. “…bir üst düzey asker diyor ki…” furyası aldı başını gidiyordu. Gün geçmesin ki, her sabah askerlerin karalama defteri gazeteler; “Bir üst düzey komutanın ifadesine göre…” der ve İslam ve Müslümanlar hakkında ne yazacaksa yazıyorlardı. Sanırsın ki, ülkede hükümet yok, varsa da idareden aciz, ülkeyi yönetemiyor vs.

Sarıklı sakallı esnafın, başörtülü kadın ve kızın öcü gösterildiği, dini içerikli mekânların taciz edildiği, mütedeyyin memurlara en üst düzeyde mobingin uygulandığı günlerdi o günler…

Ne olduğu belli olmayan ucube ve öcü gösterilen “İRTİCA” canavarı ortalığı kasıp kavuruyordu. (!) Dini vecibelerini yerine getiren okul talebeleri aşağılanıyor, hakarete maruz kalıyordu. Özellikle üniversitede okuyan kızlarımız ya hiç okuyamıyor veya insanlık dışı muameleye maruz kalıyordu. Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemderoğlu ve yardımcısı Nur Sertel gibi hocalar din ve dindarlarla alakalı bir şey gördüklerinde sarası tutmuş nöbet geçiren hasta gibi ne yaptığı ne söylediği belli olmayan birileri gibi çırpınıyorlardı. Nitekim onlardan biri ödülünü CHP’den milletvekili olarak alırken biri de Ergenekon dan içeri alındı. Elbette sadece isimlerini verdiklerim değil bunlar gibi daha bir sürü hocamsı insanlar vardı…

Kendini galip erke sevdirmeye çalışan, hainliği ancak 15 Temmuz 2016 yılında fiilen tescillenen, Fethullah Gülen ise; “idare edemiyorsunuz çekin gidin” naraları atıyordu.

Diğer taraftan tarihe “BEŞLİ ÇETE” olarak geçen;

Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu (TİSK), Refik Baydur

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK), Derviş Günday

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Fuat Miras

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK- İŞ), Bayram Meral

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Rıdvan Budak

Bu kuruluş ve Başkanları askere günlük tekmil veriyorlardı. Bu güruh kendileri olduğu gibi temsil ettikleri koskoca camiayı da komutanların karşında küçülttükçe küçültüyorlardı. O dönemde bu ulvi (!) görevi yapan kişilerden bazıları yukarda da ifade ettiğim gibi CHP tarafından milletvekilli olarak ödüllendirildiler.

Sadece bunlar mı? Bilim yuvası olması gereken anlı şanlı üniversitelerimizin koskoca (!) Rektörleri, demokrasi adına mangalda kül burkamayan TV ve GAZETE patronları ve kelli-felli yazarları apoletli askerlerin huzurunda aşağılandıkça aşağılanıyorlardı. Askerler tarafından verilen brifinglere giderken de geç kalmamak için ayaklarının altından ateş çıkıyordu. Bununla da iktifa etmeyen bu yığın askeri göreve çağıracak kadar da demokrattılar (!)

O dönemin bu çığırtkanları görevlerini yaptılar. Alması gereken dünyalıklarını aldılar. Fakat olan güzelim ülkemize oldu. Milyarlarca paramız heba oldu.

Ülkesi için gecesini gündüzüne katan çilekeş Erbakan Hocamız da yıpratıldıkça yıpratıldı. Şimdi ne oldu? O sevenleri tarafında en güzel şekilde anılırken o günün güya galipleri ya hiç anılmıyor yahut hakaret edilerek anılıyor. Mahkemelerde süklüm-püslüm, mahcup, ezik bir vaziyette suçluluk psikolojisi içinde debelenip duruyorlar.

Erbakan Hoca’nın talebeleri ise on altı yıldır Türkiye’yi dünyanın en saygın ülkelerinden bir yaptılar/yapıyorlar. Ülkemizi irtica denen o öcü de esir almadı.

Böyle bir atmosferde dokuz saat süren 28 Şubat 1997 yılında yapılan MGK toplantısında dünyayı kendimize güldüren ve “bin yıl süreceği” söylenen ucube kararlar alındı. İşte o kararlar:

  1. Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan rejim aleyhtarı faaliyetler karşısında ödün verilmemelidir. Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan Devrim Kanunlarının ödün verilmeden uygulanması esastır. Hükümet, icraatında Devrim Yasalarına uygunluğu sağlamakla görevlidir.
  2. Savcılar, Devrim Yasalarının ihlalini oluşturan davranışlar karşısında harekete geçmelidirler. Yasaları ihlal eden dergâhlar kapatılmalıdır.
  3. Sarık ve cüppeli giyim şeklinin özendirildiği görülmektedir. Kılık ve kıyafetleri bu yasaya ters düşen kişilerin onurlandırılmamaları gerekir.
  4. Anayasa'nın 163. maddesinin kaldırılmasının yarattığı hukuki boşluklar, irticai akımların ve laikliğe aykırı tutumların güçlenmesine yol açmıştır. Bu boşlukları telafi edecek yasal düzenlemeler getirilmelidir.
  5. Eğitim politikalarında yeniden Tevhidi Tedrisat Kanunu ruhuna uygun bir çizgiye gelinmelidir.
  6. Temel eğitim 8 yıla çıkarılmalıdır.
  7. İmam - hatip okulları toplumdaki bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuşlardır. Bu ihtiyacın fazlası olan imam hatip okulları, meslek okullarına dönüştürülmelidir. Ayrıca kökten dinci grupların kontrolünde olan Kuran kursları kapatılarak, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda düzenlenmelidir.
  8. Devlet dairelerinde ve belediyelerde kökten dinci bir kadrolaşma hareketi sürdürülmektedir. Hükümet, bu kadrolaşmanın önüne geçmelidir.
  9. Cami yapımı gibi dini konuları siyasi amaçlar için istismar etmeye dönük olan her türlü davranışlara son verilmelidir.
  10. Pompalı tüfekler kontrol altına alınmalı ve gerekirse pompalı tüfek satışları yasaklanmalıdır.
  11. İran'ın Türkiye'deki rejimi istikrarsızlığa itmeyi amaçlayan çabaları yakın takibe alınmalıdır. İran'ın Türkiye'nin içişlerine karışmasını önleyici politikalar uygulanmalıdır.
  12. Yargı mekanizmasının daha etkin çalışmasını sağlayacak ve yargı bağımsızlığını güvence altına alacak, hükümetin tasarruflarından koruyacak düzenlemeler bir an önce getirilmelidir.
  13. Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alan tahriklerde büyük artış gözlenmektedir. Bu sataşmalar TSK içinde rahatsızlığa yol açmaktadır.
  14. İrticai faaliyetlere karıştıkları için TSK'daki görevlerine son verilen subay ve astsubayların belediyelerde istihdam edilmelerinin önüne geçilmelidir.
  15. Partilerin belediye başkanları ve il, ilçe yöneticilerinin konuşma ve davranışları da Siyasi Partiler Yasası'nın sorumluluk alanına sokulmalıdır.
  16. Tarikatların denetimindeki finans kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla ekonomik güç haline gelmeleri dikkatle izlenmelidir.
  17. Laiklik aleyhtarı yayın çizgisi olan TV kanalları ve özellikle radyo kanallarının verdikleri mesajlar dikkatle izlenmeli ve bu yayınların Anayasa'ya uygunluğu sağlanmalıdır.
  18. Milli Görüş Vakfı'nın bazı belediyelere yaptığı usulsüz para transferleri durdurulmalıdır.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum