1. YAZARLAR

  2. Bora Durmuşoğlu

  3. 15 Temmuz'a Tiyatro Demek
Bora Durmuşoğlu

Bora Durmuşoğlu

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

15 Temmuz'a Tiyatro Demek

A+A-

İnsan hakları, hak, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlük gibi konularda meydanı kimseye bırakmayan ama objektif bir şekilde icraata geçilmesi gerektiğinde ortadan kaybolan tatlısu solcularının, bugünlerde daha da dillendirmeye çabaladıkları çok büyük bir iftira var. AK Parti’ye muhalefet uğruna her tür yalanı ve ilişkiyi mübah sayan bu insanlar, 15 Temmuz darbe girişimi tiyatroydu demekten çekinmedikleri gibi, o gece şehit düşen 249 canı da hiçe sayıyorlar.

Olayların içerisinde ya da yakınında bulunan vicdan sahibi hiç kimse böyle bir iddiayı kabul edemez. Sergilerde, kitap fuarlarında, konferanslarda, seminerlerde, sinema ve tiyatro fuayelerinde, üniversite kantinlerinde, konserlerde, kafelerde ahkâm keserek bu aziz milletin o gece yazdığı destanı hiç kimse küçümseyemez.

Çanakkale ruhunun yeniden ortaya çıktığı o geceyi televizyon başında yorum yaparak değil, tam ortasında yaşayarak geçirdik. Ömrümün sonuna kadar bununla gurur duyacağımı ve böyle bir şeyi lütfettiği için Allah’a daima şükredeceğimi sanıyorum.

Meclisin girişine geldiğimizde iki tane servis otobüsünün kapının önüne çekildiğini, tüm ışıkların söndürüldüğünü, polis kardeşlerimizin çelik yeleklerini giydiğini ve çatışma vaziyetini aldığını gördük. "Durum nedir?" diye sorduğum genç bir polisin "Son kurşunumuza kadar çatışma emri aldık, burayı darbecilere teslim etmeyeceğiz" dediğini ve gözlerindeki cesaretin bize de cesaret verdiğini net olarak hatırlıyorum.

Meclis girişinde kısa süreli bir bekleyiş yaşadık, içeriden alınan onayın ardından bahçenin içerisinde hızla yürümeye başladık. Helikopterlerin sesini duyuyor ancak ışıkları kapalı olduğundan göremiyorduk, onların da bizi görmemesi için ağaçların altından gitmeye özen gösterdik. Eski tabur binasının altındaki köprüye kadar koşar adımlarla ulaştık, orada biraz dinlendikten sonra hızla iktidar kulisinin bahçesine doğru yöneldik. Bu sırada helikopterlerden birisi tam tepemizde belirdi, kendimizi iktidar kulisinin duvarının dibine attık. Helikopter geçer geçmez de içeriye girdik.

İçeride ilk karşılaştıklarımız resmi ve sivil polislerdi, kuliste ise milletvekilleri ve danışmanlar bulunuyordu. Bir süre sonra Genel Kurulun açılacağı ve herkesin o tarafa geçmesi söylendi. Bu duyuruyla, herkes gibi biz de basın locasına geçtik ve Meclis Başkanının“olağanüstünün üstü” diye tabir ettiği ve bombaların altında, silah seslerinin eşliğinde gerçekleştirilen tarihi toplantıya şahit olduk.

AK Parti’ye muhalefet uğruna terör örgütleriyle ya da Türkiye’ye düşmanca tavırlar sergileyen yabancı ülkelerle dirsek teması kurulmasını normal karşılayanların, 15 Temmuz’a da tiyatro demesine açıkçası şaşırmıyorum. Onların derdinin bu ülke olmadığını, her seçim yenilgisinden sonra kendilerini değil milleti suçladıklarını, koltuklarını korumak için her yolu deneyebileceklerini çok iyi biliyorum.

Terörle mücadeleyi sulandırmaya çalışanlar, batının bize karşı olan tavrını normalmiş gibi lanse edenler, ülkemizin her alanda attığı dev adımları küçümseyenler,15 Temmuz’u da sıradanlaştırmaya çalışıyor.

Şehitleri, gazileri ve ailelerini asla unutmayın, ifadeleri ve itirafları tekrar tekrar okuyun, tanklara karşı çıplak elleriyle direnen bu milletin yazdığı destanın büyüklüğünü aklınızdan çıkarmayın. Tiyatro yaygarası koparanların kimler olduğuna lütfen çok iyi bakın.Yıllar sonra çocuklarınız 15 Temmuz’da ne olduğunu sorduğunda, verecek net bir cevabınız olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar