1. YAZARLAR

  2. Engin KAŞDAŞ

  3. 13 Şehit ve elektrik tellerine takılan sorular!
Engin KAŞDAŞ

Engin KAŞDAŞ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

13 Şehit ve elektrik tellerine takılan sorular!

A+A-

Evet…

“Amacın Türkiye’yi bölmek, parçalamak olduğu gün gibi ortadadır.”

Bu ifadeler, her hangi bir televizyon ekranında bir uzman görüşü olsaydı, farklı yorumlar yapılabilirdi. Ülke meselelerine duyarlı bir siyasi parti mensubunca söylenseydi, birileri “siyasi malzeme” eleştirileri getirebilirdi. Ülkede faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu tarafından ifade edilseydi, duyarlılık olarak hafızalara kazınırdı. Lakin bu ifadeler bizzat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkıyorsa tüylerin diken diken olmasında fayda var…

Türkiye’nin güney sınırları boyunca bir terör devletinin kurulması konusundaki ciddiyet, bir orduya yetecek kadar silah ve mühimmatın terör örgütüne transferi ile kendini gösteriyor. En önemli gündemimiz ABD’nin, terör örgütü YPG’ye “DAEŞ’le mücadele” adı altında başlattığı silah sevkiyatı… Daha önce de detayları çokça kaleme alındı; savaş uçağı bulunmayan DAEŞ’e karşı YPG’ye uçaksavar verilmesi konunun ciddiyeti açısından dikkat çekicidir aslında.

Ben buna; üretilmiş terörü, takviye edilmiş terörle bitiriyor görünüp asıl hedefe ilerleme stratejisi diyorum. Zira biz terör örgütlerini bitirmek, terörle mücadele etmek, diktatörlüklere son vermek, nükleer silahları yok etmek bahanesi ile coğrafyamızda bulunan ABD ve sözde “uluslararası koalisyon”un çok kirli bir geçmişe sahip olduğunu iyi biliyoruz. Bu uluslararası “ahlaksız” şebekenin sadece Afganistan, Irak, Libya geçmişi bile “aynı delikten iki defa ısırılmama” düsturunu çoktan sollamış durumda.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda kendi göbeğimizi kesmekten söz etmesi, dün de “güneyimizde bir terör devletinin kurulmasına sessiz kalmamızı bekleyenler bizi tanıyamamışlar” demesi tam da aynı delikten bir daha ısırılmama amacını taşımaktadır. “Kırmızı f(y)yular” müptelası satılmış ahmakları bilmem ama Müslümanların çok uyanık olması, etrafında olup bitenlere kayıtsız kalmaması, içeride fitne üreten odaklara itibar etmemesi, ülkesi ve milleti için çalışan adamlara sahip çıkması kaçınılmaz. “Son kale”yi bölmeyi ve parçalamayı amaç edinmişse birileri, karşılarında canını ortaya koyduğu için bunun imkansız olduğunu gösteren birileri de olmalı.

***

Şuraya birkaç önemli not iliştirelim…

Terörle mücadeledeki kayıplarımız, şehitlerimiz hep yüreğimizi yakmıştır. Her elim hadisenin ardından acımız tazelenir, feryatlarımız yükselir, teröre ve destekçilerine karşı daha da bileniriz. Her terör saldırısı, her şehit cenazesi bize birlik olmanın, kardeş olmanın önemini haykırır acı da olsa. Son ve en büyük acılarımızdan biri Şırnak Şenoba… Eşref Bitlis’in şehadeti nasıl kafalarda büyük soru işareti ise, 13 şehit verdiğimiz son helikopter kazası da öyledir.

ABD ve Avrupa’nın “senin terör örgütün, benim terör örgütüm” mantığıyla hareket ettiği bölgemizde, attığımız her kararlı hamlenin ardından benzer bir “suikast”ın gelmesi ne yazık ki tesadüf değildir. Bu nedenle de “elektrik telleri”ne takılan askeri bir helikopter değil, cevabı bizce çok açık olan büyük bir soru işaretidir. Bize gözdağı vermeye çalışanlara “bizi hiç tanımadıkları” gerçeğini göstermek her bir vatanseverin en kutsal ödevidir. Şehitlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun. Şehitlerimiz üzerinden ajitasyona, devletin ve güvenlik güçlerinin aciz gösterilmesine, peygambere komşu olacak o kahramanların eli kanlı teröristlerle kıyaslanmasına müsaade etmeyelim.

Şehitlerimiz için “Kırmızı yularlı kız kadar konuşulmadı” diyerek karşı cenahtaki ahmaklardan insanlık dilenen bir tayfa dikkatimi çekiyor sosyal medyada, şurada, burada… Merhum Akif’in deyimiyle “Billahi acırım tükürüğe, tükürsem yüzüne” mesabesindedir bu tipler. Biz ne zamandan beri ruhunu PKK’ya, DHKP-C’ye, FETÖ’ye satmış hainlerden insanlık bekler olduk? Haddinizi bilin..!

***
hayir.jpg
Bir fotoğrafın anlattıkları ile yazımızı tamamlayalım

Bir adam bu aziz milletin meclisinde görev yapıp “Gezi Kalkışması”na “demokratik, barışçı ve birleştirici hareket” diyerek Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetlerinden birine imza atan vandallara selam çakıyorsa;

Bir adam ve başında bulunduğu siyasi partinin milletvekilleri, helikopter kazasında yitirdiğimiz 13 şehidimiz için “Katiller paramparça” manşetini atan gazetenin genel yayın yönetmeni olmak için sıraya giren vatan hainlerine “gazeteci”, ahlaksız eylemlerine “basın özgürlüğü” diyerek sahip çıkıyorsa;

Bir adam, 15 Temmuz’da Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) üniforma giymiş teröristleri tarafından gerçekleştirilen darbe ve işgal girişimine, yüzlerce şehit ve binlerce yaralıya rağmen, önce “tiyatro”, ardından “kontrollü darbe” diyor, saz arkadaşları da koro halinde bu ahlaksız yakıştırmayı tekrarlıyorsa;

Adam dediğime bakmayın, hatta beni kınayın.

Ve sonra şu fotoğrafa iyi bakın, bu bir şehit cenazesi değil, Gezi alçaklığının yıldönümü etkinliği bahanesi ile bir terörist için anma yürüyüşü. Bu fotoğraftakiler sıradan vatandaşlar değil, milletvekilleri, CHP ve HDP’den…

Şırnak Şenoba şehitlerini uğurladığımız bir günde hem de.

Şimdi herkes şu soruları sorsun:
Bu fotoğraftakiler ve mensup oldukları siyasi partiler, ideolojiler, hangi ülkeye ait?
Bu fotoğraftakilerin altına imza attıkları ihanet ne ile izah edilebilir?
Bu fotoğraftakiler ve onların başında lider/genel başkan/eş başkan diye anılanların bu aziz millete verebileceği ne var?
Bu fotoğraftakilerin yaptığı ile eli kanlı terör örgütlerinin yaptıkları arasında ne fark var?
“Kırmızı yularlı/fularlı” terörist için bir taraflarını yırtan bu ahlaksız zevatın şehit kanı ile sulanmış bu topraklarda ne işi var?

***

Allah’ın laneti, tarih boyunca bu aziz milleti sırtından bıçaklayanların üzerine olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum