1. YAZARLAR

  2. Ahmet Sandal

  3. Kuran ve Sünnet=Kanun ve Yönetmelik
Ahmet Sandal

Ahmet Sandal

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuran ve Sünnet=Kanun ve Yönetmelik

A+A-

Sözüme başlarken hemen belirtiyorum: Yukarıdaki başlıkta “Kur’an Kanun, Sünnet Yönetmelik” benzetmesinde bulundum. Ancak, “teşbihte hata olmaz” diye bilinen bir kural vardır. Maksadım bir hususu açıklamak için böyle bir teşbihte bulundum.” Bu teşbih ile bir hata ve kusur işlediysem Allah affetsin.”

Evet, yazıma bu teşbih üzerinden devam etmek istiyorum.

Kur’an-ı Kerim ve Ayetler, biz Müslümanların bağlı olduğu en üst ve en temel ilke ve kuralları içeren beyan ve açıklamalardır. Müslümanın hayatı işte bu esaslar ve ilkeler çerçevesinde geçer. Bir Müslüman hayatında Kuranî ilkeler ve esaslara göre hareket ettiğinde sevap kazanır ve mutlu olur. Bir Müslüman hayatında Kuranî ilkeler ve esasların dışına çıktığında ya günahkar olur ya da isyankar olur. Günahkarlıktan değil isyankarlıktan korkmak gerekir. Günahkar Müslüman tevbe ve istigfar eder ve kurtulur. Ancak, isyankarlık maazallah, dinden çıkmaya kadar götürür. Allah cümlemizi hem günahkar, hem de isyankar olmaktan korusun. Amin

Bir Müslümanın kendisini huzura ve mutluluğa ulaştıracak “Kur’anî ilke ve kurallara uymaması ya da ben onları tanımıyorum diyerek reddetmesi” akla ve mantığa uygun değildir. Zaten, böyle bir duruma düşerse maazallah “Dinden çıkar.”

Peki, bir Müslümanın “benim Kuran-ı Kerim’e bağlılığım tamdır diyerek Hadis-i Şerifleri reddetmesi durumunda” düştüğü yer neresidir?

Şimdi bu soruyu niye sordum? Şundan dolayı sordum: “Günümüzde bazı çok bilmiş tipler ve zavallı durumda olduklarını dahi anlamayan akl-ı evveller var. Bunlar kısır akıllarınca Hadis-i Şerifleri ya toptan reddediyorlar ya da şu sahih, şu sahih değil, diyerek, kendilerine göre açıklama getiriyorlar.”

Bu adamların niyetlerini ve maksatlarını bilmiyorum. “Maksat ve niyetleri ne olursa olsun, Hadis-i Şerifleri reddetmek, Kanunu kabul edip de Yönetmeliği reddetmek kadar abes ve saçmadır.”

Devlet yönetiminde TBMM’den kanun çıkartmakla iş bitmez ve Kanunların açıklamasını gösteren ve uygulamada detaylı yol gösteren Yönetmeliklere de ihtiyaç vardır. Her şeyi Kanuna yazmak mümkün olmadığı için, Kanun metni içerisinde şu ibarelerden oluşan açıklamalar bulunur: “Bu Kanunun uygulamasını göstermek için, şu tarihe kadar Yönetmelik çıkarılacaktır.” Şimdi bir vatandaş dese ki, bana ne Yönetmelikten, bana Kanun yeter.” Bu sözü söyleyen kişiye ne demek gerekir? Varın siz düşünün.

Kur’an ve Sünnet temalı yazımıza madem “Kanun ve Yönetmelikten örnekler ve teşbihler vererek gidiyoruz, yine aynı minvalde başka bir tespitte daha bulunalım: “Yönetmelikler Kanuna aykırı hükümler taşıyamaz.” İşte bu sözle birlikte çok mühim noktaya varmış bulunmaktayız: “Nasıl ki, Yönetmelikler Kanuna aykırı hükümler taşıyamaz, Hadis-i Şerifler de Kur’an-ı Kerim’e aykırı olamaz.”

Evet, Dostlar şunu hassaten belirtiyorum: “Sevgili Peygamber Efendimiz (asm) hayatındaki her hareket ve her sözüyle adeta Kur’an-ı Kerim’i tefsir eden, yorumlayan ve uygulamasını gösteren bir hâl almıştır.” O’ndan (asm) Kur’an-ı Kerim’e aykırı ne bir hareket görmek, ne de bir söz duymak mümkün olmaz. Şimdi bu gerçekler bu kadar net ve açıkken, “bir insan hem Müslümanım diyecek, hem de Hadis-i Şerif’lere sırt çevirecek. Bir insan hem Müslümanım diyecek ve hem de Peygamberimizin sünnetlerini kabul etmeyecek. Bir insan hem Müslümanım diyecek ve hem de bana yalnız Kur’an yeter diyecek ve Hadis-i Şerifleri bir kanara itecek.” Olamaz, olamaz, böyle bir hâl olamaz. Eğer bir kimsede bu hâli görüyorsanız ve o kişinin kafası karışıktır, aklı başında değildir. Bunun dışında bir başka ihtimal daha var ki, maazallah, o daha da tehlikeli bir durumdur:”Hadis-i Şerifleri küçümsemek, onlara sırt çevirmek kasdi ve artniyetli bir durumdan kaynaklanıyorsa, bu noktada, tek bir bir söz söyleyebiliriz: Allah ıslah eylesin, ıslahları mümkün değilse, Allah kahretsin.”

Yazımın sonuna yaklaştığımız bir noktada şu hususu da hassaten belirtmek istiyorum: “Hadis-i Şerif diye uydurma sözler yok mudur? Vardır elbette. Tamam da bazı uydurmalar ve Hadis-i Şerif olmama ihtimali var, diye nasıl tüm Hadis-i Şerifleri görmezden gelebiliriz? Bu akıl kârı mıdır? Bazı yanlışlar var diye binlerce doğruları nasıl bir çırpıda silip de atabiliriz? Bu mantıklı bir şey midir?” Akılcı ve mantıklı olan şudur, “bir Hadis-i Şerif’i önce Kur’an-ı Kerim’e, sonra da vicdanınıza sanki bir mihenk taşına bir madeninin altın olup olmadığını anlamak için vurur gibi vurunuz. Eğer, aklınız ve vicdanınız bu Hadis-i Şerif Kur’an’a uygun diyorsa, alın ve sahip çıkın. Yöntem budur.

Evet, bizim yazımızın sonunda da geldiğimiz yer, yazımızın başında belirttiğimiz yerdir: “Kur’an-ı Kerim’in uygulamasını gösteren Hadis-i Şerif’ler gereklidir ve bunları reddetmek Müslümana yakışmayacak bir harekettir. Hadis-i Şerif’leri reddedenin ya aklı başında değildir, ya da niyeti kötüdür.”

Kur’an-ı Kerim, Kanun, Hadis-i Şerif’ler de Kanunun uygulamasını gösteren Yönetmelik gibidir. Her ikisi de birbirinden ayrılamaz. Her ikisi de birbirine tam olarak uyumludur. Bizim Hadis-i Şeriflere bakışımız budur. Hadis-i Şerif’ler olmadan İslam tam olarak anlaşılmaz ve uygulanması tam olarak sağlanamaz. Rabbim (cc) Bizleri Kur’an’dan ve Sünnet’ten bir milim dahi ayırmasın. Amin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum