Radikal’in dün ve bugün manşetine taşıdığı ve “İlk kez diye” etiketlediği haber bayat çıktı.
“Alaton’un sır kardeşi” manşetiyle işadamı İshak Alaton'un sözleri "İlk kez Radikal’e açıkladı" diye ve büyük bir gazetecilik başarısıymış gibi sunulan bilgi, meğer 14 yıllık mevzuymuş.
O habere imza atan Ezgi Başaran Twitter’da kendini nasıl savundu biliyor musunuz?
Özetle “Google’a baktım çıkmadı” tadında şu twit’lerle:

İşte memlekette gazeteciliğin son dönemdeki sefil hale gelişinin ve nasıl müptezelleştiğinin de adıdır bu:
“Google’a baktım çıkmadı.”
Yani her "kifayetsiz muhteris" gazetecinin sloganıdır bu.
Yaptıkları işi “en özel” ve “en parlak” iş diye pazarlamak için “Google’a baktım çıkmadı” yalanı sıkar o gazeteciler…
Sanki gazeteciliğin jürisi, sanki "gazetecilik hakem konseyi" Google’mış gibi, “Google çıktı gazetecilik bozuldu” durumunun da adıdır yaşanan.
Yani bugün o koca gazeteleri aslında yöneten Google'dır kısacası.
Koca koca gazetelerde haberler o gazete sayfalarına “Google’a baktım çıkmamış, ilk kez bizde” yalanlarıyla doldurulur.
Gazeteciliğin sicili son dönemde “Google sicili”yle iğdiş edildi, gazetecilik “Google’a baktım çıkmamış” müptezelliğiyle seri tecavüze uğratıldı.
İşte Radikal'de böyle bir “günah” işlendi.
"Google’e baktım çıkmamış ilk kez bizde” kolaycılığı ile gazetecilik itinayla becerildi!
Emin olun bugün hangi gazeteye, hangi televizyona, hangi medya kuruluşuna giderseniz gidin, gazeteciliğin sicilini Google belirler oldu.
Konvansiyonel medya Türkiye’de Google’un ellerine teslim edildi.
Google’un gazetecinin iyi bir araştırma sahası olduğu unutuldu, gazetecilik Google denilen sanal bilgi robotunun emrine geçirildi.
Meydan birbirinin kopyası, birbiriyle kifayetsizlikte ve vasatlıkta yarışan, cahil, tembel, fikir ve haber hırsızlarıyla, derdi gazetecilikten başka her şey olan ucuz fikir amelelerinin istilasına uğradı.
Radikal’in o manşeti gazeteciliğin Türkiye’de geldiği ibretlik halin özetiydi.
Sözün özü gazetecilik bu memlekette bir kez daha diri diri gömüldü.
Son infaza imza atansa Ertuğrul Özkök isimli "medya deccali"nin el verdiği, merkez medyaya "hediye" ettiği bir isimdi. Silivri-Kandil hattında “derin oynaklığı” ile dikkat çeken biri aslında kifayetsizliğini de böyle deklare etti.
Tabii Radikal'in rezaletinde en büyük sorumluluk elbette Eyüp Can'da. Can kalıbının adamı olmayışıyla, gazeteciliğin canına okuyuşuyla Türkiye'de medya tarihine adını en rezil harflerle yazdırdı.
Ama bundan da maalesef bir tek kendisinin haberi yok, ne acı ki...
medyagundem