1. YAZARLAR

  2. Nadir YILDIRIM

  3. Bilmiş midir?
Nadir YILDIRIM

Nadir YILDIRIM

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilmiş midir?

A+A-

Bekleme mekânları ilginç yerler… Duraklar, çay-kahve ocakları, cami avluları, hastane koridorları, uzun kuyruklar vs.

Buralarda özelden tüzele, resmi olandan gayr-i resmi olan şeyler, amirini çekiştiren, öven, söven. Siyasetin altından girip üstünden çıkmalar. Yandaki görevliden, sınırdaki askere varıncaya kadar.

Bazen isteyerek çoğu zaman istemeyerek göz-kulak misafiri olduğumuz bu yerler tam bir laboratuvar.

Bazen, iki doğrudan bir yanlışın nasıl çıkarıldığını, uluslararası siyasetin karar mercii gibi hüküm verilmesini, hükümet, muhalefet gibi konularda lehte aleyhte nasıl hüküm verildiğini öğrendiğimiz yerler.

Özelinden aile hayatlarına, arkadaş ilişkilerine, borç ve alacaklarına varıncaya kadar insanların konuştuğu yerler.

Buralarda duyduğumuz her şey sosyal medyadaki yarım yamalak. Başından, sonundan sıranız geldikçe yapılan anons sesine karışan, uyarı sesine karışan, sahibini bir daha görmeyeceğiniz, daha sonra sizi etkiyenleri hatırladığınız cümleler. Doğruluğu eğriliği, yalanı dolanı analiz edilmeden kulağımıza mandallanan kelimeler. Unuttuğumuzu zannettiğimiz, bilgi kuruntuları. İyisi de var kötüsü de…

Sosyal medya, gazete başlıkları, TV’den anons edilen tek cümlelik, okuyarak zaman harcamayalım diye bize sunulan, ötesinde ne olup bittiğini bilmediğimiz etkili cümleler. Zihin bahçemize atılan tohumlar.

Bilgisiz fikir sahibi olmanın ocağından yetişen ön yargılı toplumların da algıya açık, propagandaya zafiyet gösterir durumu da bundan. Küçük bir kıvılcımla, yangın çıkarmaya müsait bir sosyal ortamın sebebi de bu.

Derin derin düşünmeden, kime ne yararı var, zararı ne olur demeden, kime hangi katkıyı sağlayacağını düşünmemize fırsat vermeyen etkili cümleler. Yüz kırk kelimeyi, pardon yüz kırk karakteri geçemeyen, “cıvıltılar”

“Yerin kulağı var mı bilmem ama insanlar çok konuşuyor.” diyen anlamlı bir söz okumuştum, sosyal medyanın filozof aforizma dâhilerinden. Az okuyup, az düşünüp, az tefekkür edip çok konuşulduğunu anlatmak isteyen bu cümleye hak vermemek elde değil. Bunun böyle olduğunu bekleme salonlarındaki muhabbetler ele veriyor zaten.

“Yarım hoca imandan, yarım doktor candan eder” der atalar.

Peki yarım bilgi ne yapar!

Hangi olay ya da şey olursa olsun önem durumuna göre özellikle devletin, milletin genelini ilgilendiren konular mutlaka, ince ince düşünülmeden ne red edilmeli ne de kabul edilmemeli.

Bilmediğimiz şeyi nasıl kabul ya da reddedebiliriz ki!

Bütünü görmeden, parçalardan bütün olan biteni, önünü arkasını nasıl anlayabiliriz ki!

Bu yazıyı özetleyen güzel bir olayla bitirelim; Gerçekliği var mıdır? Bilmem ama meramı anlatması bakımından bence manidar…

Bir üniversitenin biyoloji hocası sınıfa girer. Her öğrencinin masasında bir mikroskop ve bir sınav kâğıdı.

Öğrenciler soruları yazmak için ellerinde kalem heyecanla beklerken, Hoca: “Arkadaşlar, önünüzdeki mikroskoba yerleştirilmiş bir böcek bacağı var. Herkes kendi mikroskobuna yerleştirilmiş böcek bacağını inceleyerek, bu bacağın hangi böceğe ait olduğunu bulacak. Başka soru yok” demiş.

Öğrenciler şaşkın şaşkın, itiraz ederlerken, hoca kapının sert bir şekilde çarparak kapatıldığını ve bir öğrencinin dışarı çıktığını görmüş.

Hoca: “Kim bu terbiyesiz?” diye bağırınca, kapıdan, dışarı çıkan öğrenci, sadece bacağını uzatarak: “Hadi bil! Hadi bil!” diyerek, bağırmış kapının ardında saklandığı yerden.

Bilmiş midir?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.