1. YAZARLAR

  2. Ahmet Belada

  3. 15 Temmuz 2016'dan 15 Temmuz 2017'ye
Ahmet Belada

Ahmet Belada

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

15 Temmuz 2016'dan 15 Temmuz 2017'ye

A+A-

Alp Arslan;

Nizamü’l-Mülk hakkında önüne konulan bir jurnali okuduktan sonra vezirine:

"Eğer doğru söylüyorlarsa ahlakını düzelt.

Eğer iftira ediyorlarsa onları af eyle ve bu gibi şeylerle uğraşmaya vakit bulamamaları için onları mühim işlerle uğraştır."

Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti; Prof. Dr. Osman Turan

Büyüklerimiz; “her yaş bir kemal getirir” der. Doğru derler. 2016 Temmuzundan, 2017 Temmuzuna bir yıl geçti. Ben de bir yıl daha yaşlandım. Bir yıllık kemalât elde ettim. Geçen bu bir yıl, bana olduğu gibi tüm Türkiyeli kardeşlerim için zor geçti. Zor geçti ama geçen bu bir yıl bizlere çok şey öğretti.

 

Neler mi?

Şimdiye kadar sinsi ve gizlice aleyhimizde olan başta ABD olmak üzere, tüm Batılıların nasıl açıkça ve alçakça tavır takındıklarını,

Irak, Suriye, Libya, Yemen, Tunus ve Mısır’da cereyan eden adını “Arap Baharı” olarak adlandırdıkları güya demokratikleştirme furyasıyla bu ülkeleri zayıflatmaları, zayıflatmalarıyla beraber, buraları dize getirmek için kuklalarını başa getirerek gözetim altına almaları,

Kendilerine itaat etmeyenleri! Uyumsuz davrananları! da değişik yöntemlerle sıkıştırmaya çalışmaları, (Katar vs.)

Özellikle ülkemizle 950 km sınırımızın bulunduğu Suriye’yi darmadağın ederek Türkiye’yi dizayn etmeye çalışmaları, başta Suriye olmak üzere ülkemize gelen üç milyon mülteci ve bunların gelmesiyle meydana gelen olumsuz hadiselerin yaşanması ve daha birçok olumsuzluklarla bizi zor durumda bırakmaya çalışmaları,

Kısaca bu ve buna benzer hususları sayabiliriz. Zaten sizlerde bunları fazlasıyla biliyorsunuz. Daha fazla saymanın da bir anlamı yoktur.

Söz buraya gelmişken yaptığım şu tespitimi de söylemeliyim. Batının halkı Müslüman ülkelerde cereyan eden, ikiyüzlü, gayr-ı insanî ve adil olmayan davranışlarından dolayı ortaya çıkan/çıkartılan terör hareketleriyle de önce Müslümanları dünya efkâr-ı umumiye ye kötü göstermek, ardından Müslümanları birbirine hasım hale getirmektir. Daha da kötüsü mezhebi farklılığı körüklemektir. Bu konuda başarılı olduklarını da söylemeliyiz.

En son yaşadığımız başını Sudi Arabistan’ın çektiği yedi Arap -İslam- ülkesinin Katar’a ABD’nin isteğiyle uyguladıkları ambargo akla ziyan… Aynı Amerika bu sürede Sudi Arabistan’a 110, Katar’a 12 milyar dolarlık silah satmıştır. İşe bakınız ki, alınan ambargo kararından sonra ABD Katar’la ortak askeri tatbikat bile yaptı. Meydana gelen bu hadiseyi nasıl anlamalıyız!

Her neyse konuyu biraz dağıttık. Meseleyi 15 Temmuz 2017 kutlamalarına getirelim. Ülkemizin hemen her yerinde birbirinden farklı binlerce etkinlik yapıldı. Yapılan bu etkinliklerinden öne çıkanlar ise Türkiye’de olduğu gibi dünya basınında da geniş yer alan İstanbul 15 Temmuz Şehitler Köprüsü; Ankara Ulus, Kızılay, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılanlardır.

Bunlara kısa kısa değinmeden önce, Mecliste grubu bulunan dört partinin HDP hariç, (hariç diyorum zira Eş Genel Başkanları PKK terör örgütünü desteklemekten hapisteler. Onların yerine grup başkan vekili Ahmet Yıldırım konuştu) genel Başkanlar saat 13’deki konuşmalarında;

AK-PARTİ; Başbakan Binali Yıldırım partisine ait görüşleri kendine has üslubuyla izaha çalıştı. Bilinenlerin dışında öne çıkan ve dikkat çeken bir konuşma yapmadı. Rutin bir konuşma denebilir.

CHP; Grubunun görüşlerini izaha çalışan Kemal Kılıçtaroğlu, diğer tüm darbelerde olduğu gibi 15 Temmuz başarısız darbe girişimi hakkında da evil gevil eden, desteklememelerini söylerken bile destekler gibi gözüken tavrı dikkatlerden kaçmadı. O gece kendinin İstanbul İl başkanının evinde koltuğunda çayını, kahvesini içerken, millet meydanlarda cansiperane darbecilerle amansızca çarpışıp, şehit ve gazi oluyordu. O esnada kim bilir aklından neler geçiyordu? Belki de muhtemel Başbakanlığı düşünüyordu. Her neyse onun hülyasını bir tarafa bırakalım. Çok merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum. Acaba o gece alanlara kaç CHP’li indi?

Şehit olanlardan CHP’li var mıdır?

CHP’li hangi belediye başkanı kutlama merasimi düzenledi? Doğrusu çok merak ediyorum. Her neyse konuyu dağıtmayalım. Kılıçtaroğlu meclisteki konuşmasında hemen tüm konuşmalarında yaptığı gibi burada da 15 Temmuz’u sulandırıcı konuşmasını sürdürdü.

Bir hususa daha dikkat çekmek isterim. CHP 15 Temmuz törenlerine önce davetiye gelmedi diye hiçbir etkinliğe katılmayacağını ifade etti. Ardından tüm etkinliklere katılacaklarını belirttiler. Meclisteki toplantıya katıldıktan sonra tekrar akşam düzenlenecek etkinliklere katılmayacaklarını belirttiler. İktidara talip olduğunu söyleyen ana muhalefet partisinin hal-i pür melali budur. Varın siz karar verin.

MHP; Devlet Bahçeli her ne kadar grubu adına konuştu ise de yaptığı konuşma ve CHP’nin akıl almaz tutarsızlıklarına verdiği cevaplarla MHP, AK-PARTİ gruplarının yanı sıra Meclisin şeref konuğu Cumhurbaşkanı tarafından da alkışlandı.

Bahçelinin devletin âli menfaatleri konusundaki olumlu tavrı, partili partisiz tüm insanların takdirini kazanmaktadır. Şahsen ben de bu konudaki tavrı dolayısıyla çok takdir ediyorum.

HDP; yukarda da değindiğim gibi teröre destek verdikleri iddiasıyla hapiste tutulan Eş-Başkanlarının yerine grup Başkan Vekili olarak HDP grubunun görüşlerini dile getiren Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, darbenin karşısında olduklarını belirtti ama daha ziyade hapiste tutuklu bulunan Eş-Başkanları, Milletvekilleri, Belediye Başkanları ve diğer partililerin sorunlarını gündeme getirmeye çalıştı.

Ankara’da 15 Temmuz 2016 meşum geceyi Kızılay, Meclis ve Genel Kurmay’da yaşamış biri olarak, bir yıl sonra gene aynı mekânlarda bulundum. Önce saat 19.30 da Kızılay’a gittim. İnsanlar toplanmış nümayişler başlamıştı bile. Zaman ilerledikçe insanlar toplandıkça tonlanıyordu. Toplantı saatleri her ne kadar ayrı olsa da eş zamanlı olarak Ulus, Meclis ve Külliye ’ye de insanlar akın akın gelmeye devam ediyordu.

2016’ya göre katılanların yüzlerinde, burukluk ve endişeden ziyade bir zafer havasının olduğunu, özgüven ve umudun artmış olduğunu, birlik ve dayanışmanın geçekleştiğini gördüm.

Gecenin 24’üydü bir ara sevgili dostum, sendikacı, yazar ve A. Kültür Merkezi Başkan Yrd. Şaban Abak’la çay içerken; “Şaban Bey, Cumhurbaşkanı değil de bir başkası olsaydı gene bu kadar insan meydanlara iner miydi?” Diye sordum. Bence cevabı içinde olan bu sualime Şaban Bey; “Evet inerdi. Çünkü artık millet kendi hak ve hukukuna sahip çıkmaya başladı” dedi.

Cevabı içinde derken ben Şaban Bey gibi düşünmediğimi söyledim/söylüyorum. Neden? Çünkü insanlar doğru-yanlışlığı bir tarafa Recep Tayyip Erdoğan’la aynı mekânda bulunmayı, ona temas etmeyi kendisi için bir ayrıcalık olarak görüyor. Daha farklı nedenine gelince; o torununa Kuran öğreten bir dede, taziyede Kuran okuyan bir ziyaretçi, kürsülerden Ayet-Hadis okuyan Mütedeyyin bir lider olması münasebetiyle çoğunluğu Müslüman halk onda kendini görüyor. Onun için bu kadar halk onu görmek için alanlara iniyor. Çağrısına karşılık veriyor.

Törende, Ankara’daki 15 Temmuz 2016 “Vatan Nöbetleri”nin bitimine katılan halktan daha fazla katılım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Ankara’yı bilenler için söylüyorum. Kızılay’dan Meclis’in önüne kadar insanın varlığını düşünün. Meclis’in önünü de; İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Genel Kurmay Başkanlığına kadar o alan, deyim yerindeyse hınca hınç insan doluydu.

 

Akşamın 19.30’dan gecenin üçüne kadar oradaydım. Külliye ’ye maalesef gidemedim.

Bir şey söyleyeyim mi?

15 Temmuz 2016’ya göre 15 Temmuz 2017’de yaşanan bunca olumsuzluklara rağmen insanları daha umutlu/ümitli ve özgüvenli buldum. Bu durum devam ettiği müddetçe korkuya mahal yok. Rehavete kapılmadan, insanlarımızın sorun ve sıkıntılarını dikkate alarak çalışmalarımızı sürdürmeliyiz.

Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan veziri Nizamü’l-Mülk’e dediği gibi bende aynısını hükümetimize söylüyorum.

“Eğer (halktan size gelen şikâyetler) doğru ise kendinizi muaheze edin. Ahlakınızı düzeltiniz. Gelen şikâyetleri önemseyin. İyi niyetle ikaz edenleri dışlamayın. Eğer iftira ediyorlarsa onları affedin. Onları hayırlı işlerle meşgul edin ki, olumsuz işlerle uğraşmaya vakit bulamasınlar.”

Allah bu millete geçmişte olduğu gibi günümüzde de ciddi bir mesuliyet yüklemiştir. Artık bu saatten sonra başta karar vericiler olmak üzere hiçbir kimsenin pragmatistçe, bencilce ve sorumsuzca davranmaya hakkı yoktur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.